Skip Ribbon Commands
Skip to main content

  
Use SHIFT+ENTER to open the menu (new window).
  
  
  
  
Icerik
  
  
2
  
Kariyer Dergisi3/15/2013

 


 
Sektörün zorluğu yoğun rekabet                                    
 
  
 
Bekir Alp Sayın
Bilgi Birikim Sistemleri Genel Müdürü
 
Bilgi Birikim Sistemleri Genel Müdürü Bekir Alp Sayın, sektörün zorluğunun aşırı rekabet olduğunu  söylüyor. Sayın, ayrıca teknolojiye ayak uydurmanın birinci koşulu olarak, sosyal medya stratejisinin oluşturulması gerektiğini sözlerine ekliyor. Bilgi Birikim Sistemleri (BBS), bilgi teknolojileri sektöründe sistem entegratörü olarak çalışıyor. Kurumların bilgi teknolojisi alanındaki tüm ihtiyaçlarına cevap veren bir ürün ve çözüm portföyüne sahip BBS Genel Müdürü Bekir Alp Sayın, bilgi güvenliğinin öneminden bahsederken şirket hedefleri hakkında bilgi veriyor.
 
Sosyal medya stratejisi oluşturulmalı
Sosyal medya ortamlarının yaşamımıza girmesi, şirketlerin pazarlama ve kurumsal iletişim alanındaki yaklaşımlarını değiştirmelerini gerektiriyor. Burada en önemli nokta, sosyal medyadaki kurumsal varlığımızın çok dinamik olarak yönetilmesi gerektiğidir. Çünkü sosyal medyadaki bireyler çok anlık olarak olumlu ya da olumsuz görüşlerini hızlıca kitleselleştirebiliyor. Dolayısıyla önce sosyal medyada ne yapmak istediğimize dair bir stratejimizin olması ve sonra bu stratejiye uygun olarak sosyal medyadaki duruşumuzu yöneteceğimiz bilgi teknolojisi araçlarımızın olması gerekiyor.
 
Sektörde yoğun rekabet var
Klasik uç kullanıcı güvenliğinin sağlanmasından, network sistemlerine yönelecek saldırıların önlenmesine varıncaya kadar müşterilerimize çözüm üretiyoruz. Ayrıca, son üç yıldır ISO27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi kurmak isteyen kurumlara danışmanlık hizmeti veriyoruz. Ayrıca, teknik ekiplerimizi üretici firmaların düzenlediği eğitimlere gönderiyoruz. Bu eğitimler bize her yeniliği kaynağından öğrenme şansı veriyor. Uluslararası teknoloji üreticisi firmaların yayınlarını da düzenli olarak takip ediyoruz. Sektörümüzün en önemli zorluğu ise; aşırı rekabet. Bu rekabet bazı noktalarda haksız rekabet düzeyine de varabiliyor. Bunun temel nedeni, henüz sektörümüzün genç bir sektör olması. Teknoloji üreticisi firmalar, Türkiye'deki çözüm ortaklarını belirlerken işine, yatırım yapan, kadrosunu eğiten ve eğitimli kadrolarla çalışmayı sürekli hale getiren firmaları tercih ediyor. Aynı şekilde, müşteriler de kendilerine teknoloji sağlayacak firmaları seçerken, işini iyi yapmış, kuvvetli referansları olan firmaları seçiyor.Biz de bu gelişmeye göre hareket ediyoruz.
 
Öncelik kurumsal yapı
Hedefimiz; öncelikle kurumsal yapıyı güçlendirmek. Satış gelirlerimizi 20 milyon dolar düzeyine çıkarmayı hedefliyoruz, bu bizim için yüzde 20 büyüme hedefi anlamına geliyor. Sunucu ve depolama çözümlerinde sanallaştırma ve iş sürekliliği konularındaki çözümleri öne çıkartacağız. Sosyal medya yönetim aracı olarak geliştirdiğimiz FollowX çözümümüzü pazara sunacağız.

 

3
  
ITPRO6/8/2012

 

 
 
 

 
''Şirketlerin en önemli varlıklarının başında müşterileri geliyor''
 
 
Bekir Alp Sayın
Bilgi Birikim Sistemleri Genel Müdürü

 

 

 
Günümüzde şirketlerin en önemli varlıklarının başında müşterileri geliyor. Sahip olunan müşteri sayısının çokluğu, şirketin sağladığı ürün ve hizmetlere müşterilerinin gösterdiği bağlılık bir şirketin sermayesi, insan kaynağı kadar önemli bir değeri olmuş durumda. Aynı şekilde henüz şirketin ulaşamadığı potansiyel müşterilere tanıtım yapmak ve yeni müşteri kazanmak da sürekli olarak gerçekleştirilmesi gereken bir çalışma. İşte bütün bu çalışmaların toplamına müşteri ilişkileri diyoruz.
Ve artık günümüzün acımasız rekabet ortamında müşteri ilişkileri yönetimi şirketlerin en ağır çalışmalarından bir tanesi. Bilgi teknolojilerinin sağladığı CRM çözümleri de her şirket için en önemli çalışmalardan biri olan müşteri ilişkileri yönetimini en etkin biçimde yapmamızı sağlıyor. Şirketimizin hem mevcut, hem potansiyel müşterilerimizle olan bütün temaslarını takip etmemiz, müşterilerimizin memnuniyetini veya şikayetlerini ölçüp değerlendirebilmemiz, memnuniyeti artırmak için yeni etkinlikleri daha etkin yapabilmemiz, pazarlama çalışmalarımızı çok yönlü yapabilmemiz CRM çözümleriyle klasik yöntemlere göre çok daha verimli oluyor.
Ayrıca bütün bu çalışmaların değerlendirilip analiz edilmesi ve bu analiz sonuçlarının çok yönlü raporlanması sayesinde de yeni satış ve pazarlama politikaları belirlenmesi sürecine destek verilmesi bilgi teknolojileri tarafından sağlanan CRM çözümleri sayesinde rahatlıkla yapılabiliyor.
 

 

4
  
BT Haber6/12/2011

                                

“Yeni işlerle değil, mevcutlarla büyüyeceğiz”

2010 yılını başarıyla tamamlayan ve 2011 hedeflerine paralel hareket eden BBS, yeni alanlara girmek yerine mevcut işlerini büyütmeyi hedefliyor.

Bekir Alp Sayın, 2011 yılı değerlendirmelerini paylaştı;

Bilgi Birikim Sistemleri (BBS), 2011 hedeflerini hem yazılım hem de servis tarafında başarılı işlere imza atmak olarak belirlemiş bir şirket. Yılın sonunda yazılım, hizmet ve danışmanlık alanlarındaki kadronun da büyümesiyle istihdam olarak yüzde 20'lik bir artış sağladıklarını kaydeden BBS Genel Müdürü Bekir Alp Sayın, "Yazılım tarafında IBM Lotus Notes ve Filenet olmak üzere iki alanımız oluştu. IBM Lotus Notes bu yılın yeniliklerinden bir tanesi. Yine Filenet ile yaptığımız işbirliği de bunu takip etti. Filenet bizim için özellikle önemli. Kurumlar günümüzde elektronik arşiv ihtiyacını Filenet ile karşılayabilir hale geldi. Burada projeler de yapıyoruz. Kurumların sayısal arşivlerini oluştururken hareket etmesi gereken noktalarda Filenet devreye giriyor ve açık bir platform olduğu için de bütünleşmeyi sağlayabiliyor" dedi.

Servis büro işinde geçmişten gelen dokümanların ne yapılacağının önemli bir sorun olduğuna değinen Sayın, "Taranan evrakın arama kriterlerine uygun olması da çok önemli. Bu bir ihtiyaç ve bunu gördükten sonra buna yönelik projeler yapmaya başladık. Hazırlanan yeni TTK'da tüm evrakların sayısal ortama geçirilmesi gerekiyor. Bu da bu alana yönelmemizin ana sebebi. Özellikle enerji dağıtım, banka, finans ve sigorta şirketlerinde de bu çok önemli bir hale gelecek ve ön planda olacak. Ana iş haberleşmesinin arşivlenmesi ve gizlenmesi olarak görülebilir. Önümüzdeki bir yıl içinde de yasal bir düzenleme gelecek. Biz de iş akış uygulamalarındaki tecrübemizle birlikte de bu alana girdik" şeklinde görüş belirtti.

Geçtiğimiz yıl Microsoft Dynamics iş ortaklığının, da önemli konular arasında yer aldığına değinen Sayın, "Bu tarafta hepsi kendi alanında söz sahibi şirket ve kurumlar olan Netcell, Pegasus ve Şile Belediyesi ile ortak projeler yaptık. Geldiğimiz noktada CRM kavramının XRM şeklinde olması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bu platform hem müşteriyi hem de tedarikçileri eş zamanlı yönetmenizi sağlayan araçlar içeriyor. Yaptığımız projelerde de yelpazemiz bilet satıştan vatandaşlara yönelik e-belediye işlerine kadar genişliyor" dedi.

Deneyimli isimler katıldı

Yeni isimlerle kadrolarını güçlendirdiklerinin de altını çizen Bekir Alp Sayın, bu konuda şunları söyledi: "Microsoft yazılım tarafında Ertuğrul Çoruh ekibimize katıldı. Bu arkadaşımızla birlikte bizim 2010 cari yılımızda 800 bin dolar olan lisans gelirlerimiz, bu yıl 1 milyon 250 bin dolar seviyelerine yükselecek gibi görünüyor. IBM tarafındaki işlerimizi yönetmek için de IBM Türk'ten Oktay Şükür'ü aramıza aldık. Ağırlıklı olarak Filenet tarafında çalışıyoruz ve burada 106 kontrat sayısına ulaştık. Bunların çoğunluğunu da KOBİ'ler oluşturuyor. 2008 krizinden sonra hiç kontrat kaybetmedik ve bu da bizi kamçılayan bir faktör oldu. Seçim belirsizliği nedeniyle bazı işlerin ve yatırımların durma noktasına geldiği ortada. Ancak seçimlerden sonra işler açılacak. Çünkü ertelenen her talep daha da yoğun talepleri doğuracak. Son olarak çalışan sayımız 125 oldu. Başta da söylediğim gibi artık yeni alanlara girmek değil tüm bu bahsettiğim işleri büyütmek ve yurtdışı pazarlara açılmak istiyoruz. Özellikle bölgede çok önemli fırsatlar var. Son olarak 2010 yılındaki 12.5 milyon dolarlık ciromuzu, 2011'de 15 milyon dolar barajının üzerine çıkartmak istiyoruz ki ilk beş ay itibariyle de hedefimize doğru ilerliyoruz."

 

​​
5
  
Dünya Gazetesi10/6/2010

                                   

 

1- Şirketinizi kısaca tanıtıp, bilişim sektöründeki faaliyetlerinizden bahseder misiniz? Firmanız açısından 2009 yılının (satış, üretim, istihdam ve ciro vb. konular dahilinde) nasıl geçtiğini rakamsal verilerle açıklar mısınız?

Bilgi Birikim Sistemleri bilgi teknolojileri sektöründe sistem entegratörü olarak çalışıyor. Dolayısıyla hizmet verdiği kurumların bilgi işlem altyapısının kurulmasından, bu yapının işletilmesi sürecinde destek hizmetlerinin sağlanmasına kadar varan bir yelpazede iş yapıyoruz. Bu işi en yüksek kalitede yapabilmek için de uluslar arası önemli bilgi teknolojisi üreticilerinin en yüksek sertifikasyonuna sahip çözüm ortağı olarak çalışıyoruz. IBM’in Premeier Partner’ı, HP’nin Gold Prefer Partner’ı, Microsoft’un Gold Certified Partner’ı, Lenovo’nun Premier Partner’ı, Cisco’nun Premier Partner’ı ve daha uzun bir listede sıralayacağımız birçok önemli teknoloji firmasının üst düzey bir çözüm ortağıyız.

 

Bu işbirliklerimiz sayesinde kurumların ihtiyaçlarını doğru belirleyerek donanım satışı, network yapılandırması; internet projeleri; iş akışı, kurumsal kaynak planlaması ve CRM gibi yazılım projeleri; bilgi güvenliğinin sağlanmasına yönelik projeler ve bütün bu sistemlerin bakım destek hizmetlerinin verilmesi konularında güçlü ve eğitimli bir kadro ile çalışıyoruz.

2- 2009’da yeni yatırımınız oldu mu, olduysa yatırımın yeri, bütçesi, istihdamınıza ve firmanıza olan yansımaları hakkında bilgi verir misiniz?

2009 yılını yaklaşık 16,5 milyon USD tutarında bir satış hacmiyle tamamladık. İstihdam olarak küçülmedik. Tersine,%5’lik bir artışla yılı 85 kişilik bir kadroyla tamamladık. Baktığımız zaman sektörde donanım satışının kurumsal pazarda zorlandığını görüyoruz. Biz de bu durumun etkilerini hissettik. Ancak özellikle verimliliği artıran yazılım çözümlerinin satışının artması sözkonusu oldu. Aynı şekilde bakım ve destek hizmetleri satışı da bir miktar arttı.2009 yılında yazılım bölümlerimize yatırım yaptık. Yeni iş konularını protföyümüze katmak için çaba harcadık.Aynı şekilde teknik destek bölümümüzü büyüttük. İstahdam sayımızın artışı da bu bölümlerimize yaptığımız yatırımların bir sonucu olarak gerçekleşti.

3- Krizin firmanıza yansımaları ne oldu? Krizin olumsuz etkilerini en aza indirgemek amacıyla gerçekleştirdiğiniz çalışmalar oldu mu?

Krizin firmamıza yönelik en önemli olumsuz yansıması, yapmakta olduğumuz yatırımların hızını yavaşlatması oldu.Tedirgin bir şekilde hareket eder hale geldik. Bir diğer olumsuzluk tahsilat vadelerimizin artması noktasında yaşandı. Bizim sektörümüz ithalat girdisinin oldukça yüksek olduğu bir sektör. Dolayısıyla döviz kurlarındaki dalgalanma bizleri çok yakından ilgilendiriyor. Kriz öncesi ortalama 30 gün vade ile yaptığımız tahsilatlar, 2009 yılında 60, hatta 75 günlere uzadı. Ama aynı esnekliği sektörümüze mal tedariği sağlayan firmalar sağlayamadılar. Bu çok önemli bir olumsuzluk olarak hala devam etmekte. Biz krizin etkisini azaltmak için, önce üzerimizdeki tedirginliği atmaya yönelik çalışmalar yaptık. Hem yöneticiler olarak, hem şirket çalışanları olarak moral bozukluğu ile krize karşı mücadele vermenin mümkün olamayacağını birbirimize sürekli anlattık. Satış yaparken özellikle tahsil edilebilir satışlar yapmak konusunda dikkatimizi en yüksek seviyeye çıkardık. Pazarda krizden etkilenme oranı daha düşük olan firmalara nasıl ulaşabileceğimizi planladık. Son olarak da karsız iş alanlarından ve müşterilerden çıkmaya karar verdik. Çünkü bu dönem, satış gelirlerini artırmak için kar oranı düşük satışlar yapmaya uygun bir dönem değil.

 

4- Bu yılın ilk yarısını nasıl geçirdiniz? Yıl sonuna ilişkin büyüme hedefleriniz neler? Halen süren ya da yapmayı planladığınız yatırımlar nelerdir? Yatırımınız içeriği, bütçesi ve firmaya katkılarını anlatır mısınız?

2010 yılının ilk yarısı aslında sektörümüz için 2009 yılından daha zor geçti. Sektörümüzle ilgili araştırma yapan kurumlardan edindiğimiz bilgilere göre bu dönemde donanım satışları 2008 yılının aynı dönemine göre %28 - %30 aralığında düştü. Global krizin kalıcı etkilerini bilgi teknolojileri sektörü 2010 yılında daha çok hissetti. Biz de donanım satışlarındaki düşme eğilimini ve karsızlığı gözönünde bulundurarak hizmet ve yazılım alanlarında büyüme kararımıza göre hareket ettik. Yılın ilk yarısını toplamda 5.5 milyon USD tutarında bir satış hacmiyle kapadık. Satış hacmindeki düşüş, donanım satışlarını bilinçli olarak düşürmüş olmamızdan kaynaklandı. Ama toplamdaki brüt karlılığımız ise arttı. Bu yıl 2009 rakamlarını yakalamayı başarı olarak görüyoruz. Satış gelirlerimizde bir büyüme hedefimiz yok. İstihdam tarafında ise 2009 yılına göre ilk 6 ayda %12 büyüdük ve toplamda 95 kişilik bir kadroya ulaştık. Yılsonu itibarıyla özellikle teknik hizmetler kadromuzu büyüterek 100 kişiyi aşan bir kadro birikimine sahip olmayı hedefliyoruz.

2010 yılında mevcut işlerimizdeki sağlam yapımızı muhafaza etmek ve güçlendirmenin yanında üç yeni konuda da iş geliştirmek istiyoruz. Aslında her üç konuda da yatırım çalışmalarımız büyük bir hızla sürüyor. Bunların başında bilgi güvenliği konusu geliyor. 1990’lı yılların ortasından itibaren önem kazanan bilgi işlem altyapısının korunması, güvenlik altına alınması ihtiyacı günümüzde çok daha derinlikli bir boyuta ulaştı. Artık bilginin korunması, bilgi işlem altyapısının korunması ile sınırlı bir bilgi güvenliği yaklaşımı yeterli olamıyor. Çünkü iş yaşamı her geçen gün daha fazla oranda elektronik ortama taşınıyor. Neredeyse her iş süreci elektronik ortamla bağlantılı yürüyor. Internet ve teknolojinin daha çok kullanımı iş hukuku alanında da yenilikleri zorluyor. İşte bilgi güvenliği de artık bu gelişmenin en önemli parçası olmuş durumda. Yeni yasal düzenlemelere firmaların uyumlu hale gelmesi, bilginin korunması kadar manipüle edilmesinin engellenmesi de teknoloji alanında bilgi güvenliği çözümlerini gündeme taşıyor. BBS de bu perspektifle klasik bilgi güvenliği çözümlerinin sağlanmasından ISO27001 standartlarına ulaşmak isteyen kurumlara danışmanlık vermeye varan bir yelpazede çözüm sağlamayı hedefliyor. İkinci yeni yatırım konumuz ise digital arşiv çözümleri alanında. Bu alanda da IBM firmasının yazılım portföyünde olan FILENET ürünlerinin çözüm ortağı olduk. Kurumların giderek artan kağıt evraklarının taranarak elektronik ortama aktarılması ve elektronik ortamda kurumiçi dolaşımı hiyerarşi ve yetkilere bağlı olarak sağlayan projelerde görev almayı hedefliyoruz. Üçüncü yeni yatırım konumuzda müşteri ilişkileri yönetimi olarak tanımlanan CRM çözümleri alanında da hizmet vermek. Bu alanda da Microsoft Dynamics ğrğn grubunda yeralan MS Dynamics CRM ürünlerinin eğitim süreçlerini tamamlayarak sertifikalı çözüm ortağı olacağız. Bu alanda da oldukça iddialı ve agresif bir çalışma tarzımız olacak.

5- Türk bilişim sektörünün uluslararası pazarlarda rekabet düzeyi nedir? Yabancı yatırımcı açısından sektör ne gibi avantajlar sunuyor?

Türk bilişim sektörü henüz ne yazık ki uluslararası pazarlarda rekabete girişmiş değil. Bu yönde atılmış adımlar henüz başlangıç düzeyinde. Ancak sahip olduğu bilgi birikimi, yetişmiş işgücü ve iş yapabilme yeteneklerini düşündüğümüzde; özellikle komşu ülkelerin oluşturduğu coğrafyada iş yapmak açısından rakipsiz olabilieceğimizi rahatlıkla ifade edebiliriz. Ülkemize yönelik bilişim sektörüne gelecek yabancı yatırım için ise, oldukça avantajlıyız. En başta gelen avantaj, ülkemizin henüz bilişim teknolojisi kullanım oranının çok düşük olması. Bu özellikle iç Pazar açısından taşıdığımız gelişme potansiyelinin çok yüksek olduğunu gösteriyor. İkinci büyük avantaj ise; bölgemizdeki komşu ülkelerde bilişim işi yapmak isteyen yabancı firmaların; bu ülke pazarlarına Türkiye üzerinden ulaşması hem maliyet faktörleri açısından, hem de coğrafi açıdan çok daha kolay ve rasyonel.

6- Bilişim sektörünün yılın ilk yarısında ortaya koyduğu performansı ve yıl sonu beklentilerinizi anlatır mısınız? Bilişim sektörü için gelecek beş yıla yönelik nasıl bir projeksiyon çiziyorsunuz?

Bilişim sektörü ilk 6 ayda esas olarak durumunu korumaya yönelik uğraş verdi. Bütün beklentiler yılın son çeyreğine adreslendi. 2010 yılında önceki yıla göre %10 - %15 aralığında büyümek başarılı bir sonuç olacaktır. Önümüzdeki 5 yıl için ise bilişim sektörünün çok hızlı büyüyeceği yıllar olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Ülkemizdeki bilişim kullanımının hem bireysel hem de kurumsal bazda gelişmiş ülkeler ortalamalarının çok altında olması bu büyüme beklentisinin en temel dayanağıdır. Diğer taraftan internet kullanımının artış hızı, hayatı kolaylaştıran ve kalitesini arttıran birçok çözümün teknoloji ile sağlanması bu büyümeyi daha da hızlandıracaktır. Ve en nihayet Türkiye’nin bölgesinde oynadığı lider ülke rolü, bilişim sektörünü de ihracat yapan, dış pazarlarda iş yapan bir sektör haline getirecektir.

7- Sektörün şu anda en önemli gündem maddesi nedir? Varsa sorunlarınızın çözümüne yönelik beklentileriniz nelerdir?

Sektörümüzün bana göre iki önemli sorunu var. Birincisi esasında sektör dışı nedenlerden ileri gelen bir sorun; yıllardır üstesinden gelemediğimiz kriz ortamları. Bilişim sektörü ağırlıklı olarak ithalata dayalı çalışan bir sektör ve döviz kurlarındaki en küçük dalgalanmaya karşı oldukça duyarlı. Dolayısıyla ekonomik kriz ortamı sektörümüz için çok büyük sorun. Diğeriyse, sektörün Türkiye’deki yapısından kaynaklanıyor. Ne yazık ki bilişim sektörünün oturmuş standartları yok. Her isteyen, herhangi bir zorunluluğa tabii olmadan şirket kurabiliyor ve son derece düşük kalite ölçülerinde hizmet vermeye girişebiliyor. Bu durum, sektörde anlamsız bir haksız rekabete yol açıyor. Çünkü uluslar arası kalite standartlarında hizmet üretmeye çalışan bizim gibi şirketler; bu firmaların fiyat rekabetiyle uğraşmak zorunda kalıyor. Aslında bu süreçten son kullanıcı zarar görüyor. Çünkü son kullanıcı ülkemizde tamamen fiyata duyarlı. Aldığı ürünün ve hizmetin ucuz olmasına bakıyor. Kalite olgusunu önemsemiyor. Ama teknoloji işinde ucuzluk büyük oranda kalitesizlik olduğu için, ucuz alışverişten son noktada müşteri zararlı çıkıyor. Bu durumların bertaraf edilmesi için en büyük görev hizmet alan kesime, yani müşterilerimize düşüyor. Onlar kalite ile maliyet performansı arasında doğru bir denge kurarak işini iyi yapmaya çalışan sektör firmalarını tercih etmeliler. Sektörümüzün meslek örgütleri de bu bilinci arttırıcı çalışmalar yapmalı. Bizim de üyesi olduğumuz TÜBİSAD’ın bu alanda önemli çalışmaları olduğun söyleyebilirim. Aynı şekilde devletin de sektörümüzü kaliteli iş yapmaya ve gelişmeye yönlendiren düzenlemeler yapması da bir başka gerekliliği oluşturuyor.

 

​​
6
  
Kariyer Dergisi6/1/2010

                                     

“BİLGİ GÜVENLİĞİ HAFİFE ALINIYOR''
Bilgi güvenliğinin yeterince önemsenmediğine dikkat çeken Bilgi Birikim Sistemleri Genel Müdürü Bekir Alp Sayın, yatırım çalışmalarının başında bilgi güvenliği konusu geldiğini söylüyor. Bilgi Birikim Sistemleri’nin Genel Müdürlüğü görevini yürüten Bekir Alp Sayın, işe alımdan bilgi güvenliğine ve yeni projelerine yönelik sorularımızı yanıtladı.
 
 
 
Bilgi Birikim Sistemleri, bilgi teknolojileri sektöründe sistem entegratörü olarak çalışıyor. kurumların bilgi işlem altyapısının kurulmasından bu yapının işletilmesi sürecinde destek hizmetlerinin sağlanmasına kadar birçok alanda hizmet veriyor. Bilgi Birikim Sistemleri’nin 5 kurucu ortağı var ve hepsi Elektronik Mühendisi olan 5 kurucu ortak 18 yıldır birlikte çalışmaya devam ediyorlar.

 

Hangi hizmetleri veriyorsunuz, bu süreçteki işbirlikleriniz neler?
 
Donanım satışı, network yapılandırması; internet projeleri; iş akışı, kurumsal kaynak planlaması ve CRM gibi yazılım projeleri; bilgi güvenliğinin sağlanmasına yönelik projeler ve bütün bu sistemlerin bakım destek hizmetlerinin verilmesi konularında güçlü ve eğitimli bir kadroyla çalışıyoruz. Bu işi en yüksek kalitede yapabilmek için de uluslararası önemli bilgi teknolojisi üreticilerinin en yüksek sertifikasyonuna sahip çözüm ortağı olarak çalışıyoruz. Bu işbirliklerimiz sayesinde kurumların ihtiyaçlarını doğru belirliyoruz.
 
 
Kaç kişi görev yapıyor firmanızda?
 
Bilgi Birikim Sistemleri’nde şu an 85 kişi görev yapıyor. Bu kadronun, 44 kişisi Teknik Destek Bölümü’nde çalışıyor. İki farklı yazılım bölümümüz var ve bu iki bölümde toplam 16 kişi çalışıyor. Geri kalan istihdamımız da yönetim ekibi, satış ve diğer bölümlerimizden oluşuyor.
 
 
Firmanızda çalışmak isteyen adayların hangi özelliklere sahip olması gerekiyor?
 
Çok çalışmayı seven, çok çalışmayı göğüsleyebilecek adaylarla birlikte çalışmaya karar veriyoruz. Çünkü bizim insan kaynaklarımızı yönetirken en başta gelen düşüncemiz başarılı ve yüksek bir kariyerin mesai saatleri içine sığmayacağı düşüncesi. Biz çok dinamik ve acımasız bir rekabetin yaşandığı bir sektörde çalışıyoruz. Hal böyle olunca sabah 9’da başlayan ve akşam 18’de biten bir çalışma anlayışıyla teknoloji işinde başarı gelmiyor. Yaptığımız mülakatlarda buna uygun olunup olunmadığını anlamaya çalışıyoruz. İşe aldığımız adaylara uyguladığımız deneme sürelerinde de bunu kesin olarak ölçümlüyoruz. Diğer taraftan teknoloji alanında çalışmaya uygun bir eğitime sahip olmak ve deneyimsiz adaylar için de hızlı öğrenebilme yeteneği beklediğimiz diğer özelliklerin başında geliyor.
 
Özellikle hangi pozisyon için işe alım gerçekleştiriyorsunuz, yakın dönemde hangi pozisyonlara yönelik işe alım yapacaksınız?
Son 3 yıldır ağırlıklı işe alım yaptığımız bölümlerimiz teknik destek ve yazılım bölümlerimiz. Bu alandaki insan kaynağımızın büyümesi 2010 yılında da sürecek gibi görünüyor. Yakın dönemde güçlendirmek istediğimiz bir diğer bölümümüz de satış bölümümüz. Satış grubumuz için de konusuna hakim, deneyimli yeni arkadaşlarımızla çalışma arayışındayız.
 
Faaliyet alanınızda en çok hangi pozisyonlara yönelik işe alım yaparken zorlukla karşılaşıyorsunuz?

İşe alım yaparken en çok zorluğu en çok işe alım yaptığımız alan olan teknik destek ve yazılım alanlarında yaşıyoruz. Çünkü bu alanlarda eğer deneyimli aday arıyorsak, adayın bize deneyim sahibi olduğunu söylediği konulardaki düzeyinin ne olduğunu anlamak mülakatlarda yüzde yüz mümkün olamıyor. Belli bir dönem birlikte çalışmamız gerekiyor. Dolayısıyla bazı pozisyonlar için kısa süreli deneme dönemleri tarif etmemiz gerekiyor ve bazen doğru kişiyi bulmak için birkaç başarısız işe alım yapmış olabiliyoruz.
 
Yakın gelecekteki girişim planlarınız neler?
Üç ana konuda yatırım çalışmalarımız büyük bir hızla sürüyor. Bunların başında bilgi güvenliği konusu geliyor. Internet ve teknolojinin daha çok kullanımı iş hukuku alanında da yenilikleri zorluyor. İşte bilgi güvenliği de artık bu gelişmenin en önemli parçası oldu. Yeni yasal düzenlemelere firmaların uyumlu hale gelmesi, bilginin korunması kadar manipüle edilmesinin engellenmesi de teknoloji alanında bilgi güvenliği çözümlerini gündeme taşıyor. BBS de bu perspektifle klasik bilgi güvenliği çözümlerinin sağlanmasından ISO27001 standartlarına ulaşmak isteyen kurumlara danışmanlık vermeye varan bir yelpazede çözüm sağlamayı hedefliyor. İkinci yeni yatırım konumuz ise digital arşiv çözümleri alanında. Bu alanda da IBM firmasının yazılım portföyünde olan Filenet ürünlerinin çözüm ortağı olduk. Kurumların giderek artan kağıt evraklarının taranarak elektronik ortama alınması ve elektronik ortamda kurum içi dolaşımı hiyerarşi ve yetkilere bağlı olarak sağlayan projelerde görev almayı hedefliyoruz. Üçüncü yeni yatırım konumuzda müşteri ilişkileri yönetimi olarak tanımlanan CRM çözümleri alanında da hizmet vermek. Bu alanda da Microsoft Dynamics grubunda yer alan MS Dynamics CRM ürünlerinin eğitim süreçlerini tamamlayarak sertifikalı çözüm ortağı olacağız.Bu alanda da oldukça iddialı bir çalışma tarzımız olacak.
 
Bilgi güvenliği firmalar için neden önemli, bilgi güvenliğini artırmak için firmalar neler yapıyor?
Öncelikli olarak internet yoluyla ya da kurumun bilgi işlem yapısına dosya alışverişleriyle dışarıdan gelebilecek virüs ya da doğrudan saldırılara yönelik önlemler alınıyor. Bu artık en küçük kurumdan, en büyük kurumsallıktaki kuruma kadar hepimizin yapması gereken ilk iş olmuş durumda. Bunun için firewall olarak isimlendirdiğimiz çözümler, antivirüs olarak isimlendirdiğimiz yazılım ürünleri kullanılıyor. Daha sonra kurumun dışarıya çıkmasını istemediği bilgilerin kopyalanmasını ya da sızdırılmasını engelleyen çözümler geliyor. Bu çözümler yetkisi olmayan bir kişinin bir dokümanı yazıcıdan yazdırmasını dahi önleyecek düzeyde gelişmiş durumda. Daha ilerleyen aşamada ise kurumun bilgi güvenliği politikasını bilgi güvenliğini ilgilendiren konulardaki yasal düzenlemelere uyumlu hale gelmek, COBIT, ISO27001 çeşitli uluslararası standartlara sahip olmak çalışmaları söz konusu oluyor.
 
Bilgi güvenliğinde yapılan en büyük hata

En büyük hata, bu alanda yapılması gereken yatırımları gereksiz görmek oluyor.
 
Basit bir antivirüs yazılımına sahip olmayı yeterli görmek de bir başka hatayı oluşturuyor. Oysa bilgi güvenliği konusu artık yalnızca sahip olduğumuz verileri korumakla sınırlı değil, konunun her geçen daha da gelişen şekilde hukusal bir boyutu da var. Bu gelişmelere kurumun ayak uydurması ancak konuyu ciddiyetle ele almasından ve konunun uzmanları ile bilgi güvenliği yatırımlarını gerçekleştirmesinden geçiyor. 
 
Bilgi Birikim olarak yakın dönem hedeflerinizden bahseder misiniz?
Yeni yatırım konularımızda başarılı olmak en önde gelen hedefimiz. Çünkü teknoloji alanında yeni bir iş konusuna yatırım yapmak oldukça maliyetli bir süreç. Biz ekonomik krizin sürdüğü bir dönemde yatırım yapmanın çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Diğer taraftan bakım ve destek hizmetleri alanında kontrat sayımızı artırmak istiyoruz. Özellikle bilgi işlem ihtiyaçlarını işin uzmanı teknoloji firmalarına dış kaynak kullanımı yoluyla teslim etmek isteyen kurumlara ulaşmak üzerinde çok çalışacağımız bir diğer hedefimiz olacak.
 
​​
7
  
IT Network 5/15/2010

                           

NETWORK GÜVENLİĞİ ALANINDAKİ SON TEKNOLOJİK GELİŞMELER
 
IT Network'un bu sayısında, şirketleri tehtid eden en büyük güvenlik açıkları ve alınması gereken önlemler hakkında Bilgi Birikim Sistemleri Teknik Destek Müdür'ü Süleyman Mert ile konuştuk.
 
Geçmişte sistemler daha çok LAN, WAN, internet şeklinde ayrılırken, bunlarla birlikte güvenlik kısımları da ayrı ayrı ele alınıp incelenirdi. Günümüzde ise sistemlerin birbirleri ile daha entegre olması, özellikle güvenlik problemlerinin bu alanların hepsini birbirine daha da yakınlaştırmasına sebep olmuştur.
 
 

 Geçmişte güvenlik, temel olarak internetten gelebilecek saldırıları akla getiriyor ve birçok firmada bu konuda önlemlerini aldığı zaman, güvenlik açıklarını kapattıklarını düşünüyordu. Günümüzde network güvenliği, bunu biraz daha açarsak sistemgüvenliği noktasına gelmiştir.

 

 

  
Wireless yayınınların, yetkisiz kişilerin erişimine kapatılmasından, firmaya gelen misafirlerin, kablolu networke bağlanmasına kadar, firma çalışanlarının farkında olarak veya farkında olmadan dış dünyaya bir tunnel açmalarına, yine çalışanların dışarıya, farkında olmadan veya farkında olarak, firma ile ilgili gizli bilgileri göndermelerine kadar birçok konu network güvenliği içerisine girmiştir
 
Bu başlıkları biraz daha açarsak,
 
Günümüzde network güvenliğinin başında gelen konular; NAC, DLP, LOG YÖNETİMİ olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu başlıkların toplamı ise uluslar arası bilgi güvenliği standartlarına kadar gitmektedir. Network ve IT güvenliğini daha genel olarak Bilgi Sistemleri Güvenliği olarak adlandırdığımızda, geçmişten günümüze güvenlik konusunda nereye geldiğimiz ve nereye gideceğimiz daha da belirginleşmiştir. Geçmişte sadece finansal ve uluslararası büyük şirketlerin sahip oldukları bilgi güvenliği yönetim  politikaları, günümüzde kurumsal şirketlerin hepsinde yayılmaya başlamıştır. NAC  olarak adlandırılan Network Admission Control Sistemleri, networke bağlanan makinaların, Networke bağlanmaya yetkili olup olmadığından başlayarak, network üzerinde hangi sistemlere ulaşacağına kadar control edip, bu sistemlerin bulunduğu Vlan’lara ulaşabileceği dinamik Vlan’a dahil edilmesinden,
üzerlerinde bulunan işletim sistemleri patcheksiklerinin giderilmeden networke alınmamasına, yine üzerinde bulunan virus programının, personal  firewall’un, ve buna benzer birçok yazılımın güncel olup olmamasına kadar, birçok kontrolun yapılıp, oluşturulmuş politikalara göre, yazılımların güncelleştirilip networke ondan sonra dahil edilmesi anlamına gelmektedir .

 

Bu sistemin ana parçalarından bir tanesini ise 802.1x olarak düşünebiliriz.

 

Burada birçok şirket wireless networküne password koymasına rağmen, şirketlerine gelen misafirlerin, kullanıcıların evlerinden getirdikleri makinaların, herhangi bir network kablosunu bilgisayarına taktığı zaman, bu makinanın şirket networküne bağlanmaması gerekmektedir. Dhcp’den ip alamasa bile manuel olarak da ip verdiğinde, şirketin kullandığı Vlan’a hiçbir süretle, IT’nin bilgisi ve kontrolu haricinde girememesi gerekmektedir. IT’nin vereceği izinde belirli politikalar doğrultusunda procedure edilmiş bir izin olmalıdır.
 
Bunlardan başka önemli açıklardan bir tanesi de, artık firmalardaki kullanıcıların notebook kullanıyor olması ve bu bilgisayarların firma dışından farklı internet çıkışlarından ve gateway’de  kurumsal güvenlik sistemleri olmadan internete çıkmaları, daha sonra da şirket ortamına gelip herhangi bir kontrolden geçmeden şirket networküne bağlanması sonucu, üzerlerine gelecek olan  ve virus programları tarafından tespit edilemeyen her türlü zararlı yazılımın şirket networküne ulaşması anlamına gelmektedir.
 
DLP sistemlerinde ise, günümüzde en çok ortaya çıkan güvenlik açıklarının başında kullanıcıların maillerini  gönderirken, bu mailleri dikkatsizlik sonucunda yanlış kişilere göndermesidir. Bu durumda şirkete ait özel bilgilerin hatta tekliflerin yanlış kişilere, daha kötüsü ise rakip firmalara gitmesidir.
 
Yine networke bulaşan kötü amaçlı yazılımlar, şirket sistemlerinde bulunan birçok bilgiyi internet ortamına gönderebilmektedir. Diğer tarafdan neredeyse herkesin anahtarlığında bulunan  usb belleklerin, makinalara takılıp çıkartılması olayıdır. Bunu bir ölçüde aynı şırıngayla bütün hastalara iğne yapılmasına benzetebiliriz.
 
Burada ortaya çıkacak sakıncalar kadar networkün  güvenliği açısından büyük sakıncalar ortaya çıkmaktadır. Bu durum için firmaya ait olmayan usb belleklerin, firma bilgisayarlarına takılmasını engellemek, firmaya ait olan usb belleklerin ise üzerindeki dataları şifreleyerek firma dışındaki bilgisayarlar tarafından okunup yazılmasını engellemek gerekmektedir.
 
Yine güvenlikle ilgili en önemli olaylardan birtanesi de, nerede, kim, ne zaman, ne yapıyor, ne oluyor bilgilerinin kişi özel hayatlarını ihlal etmeden kayıt altında tutulup incelenmesidir.Bu da Log Yönetim Sistemini ortaya çıkartmaktadır. 
 
Kısaca bütün bu anlattıklarımızı tek bir cümlede toparlamak istersek, bütün kurumsal firmaların yaptıkları işin verimliliği güvenliği için IT altyapısının verimliliğini daha önemlisi güvenliğini sağlamaları gerekmektedir. Buda zaman içerisinde karşımıza çıkan ve çıkacak olan standartlara uygunluğu saklamakla ortaya çıkacakdır. Bunun adınıda Bilgi Güvenliği Sistemi olarak söyleyebiliriz.
 

 

8
  
SocialNews3/18/2010
 
Türkiye’de kurumsal çözümler sunan firmalardan biri olan Bilgi Birikim Sistemleri, 5 elektronik mühendisliği öğrencisinin çabaları sonucu ortaya çıkan bir şirket. Öğrencilik yıllarındaki dayanışmayı, iş hayatında da sürdüren şirketi yakından tanımak için Social News Turkey olarak bu hafta, BBS’nin Genel Müdürü Bekir Alp Sayın’la konuştuk.
 
 
Öncelikle BBS hakkında bilgi verir misiniz? Kuruluş öyküsü nedir? 
 
Bilgi Birikim Sistemleri’nin tarihçesi üniversite yıllarında bir birini tanımış 5 elektronik mühendisliği öğrencisinin girişimcilik hikâyesini barındırıyor. 18 yıllık şirket ortaklığı kadar sıkı bir dostluğu da barındıran BBS, 1992 yılında kuruldu. BBS’nin hayat bulma macerası ülkemiz için genç bir sektör olan bilgi teknolojileri sektöründe kaliteli ve iyi iş yapma isteğiyle başladı. 1990’lı yılların sonlarına kadar ağırlıklı olarak ‘network’ konusuna odaklanan BBS, 1990’lı yılların sonuna doğru hizmet verdiği müşteri profili olan KOBİ’lerden vazgeçmeden daha kurumsal daha büyük ölçekli şirketlere yöneldi ve böylece iş yaptığı çözüm portföyünü de genişletti. BT sektöründe yer alan birçok firma gibi BBS'de ekonomik krizlerle boğuştu. O kriz süreçlerinde kurulan ve bu süreçleri fırsata çevirmeyi başaran şirketler gibi BBS de 2001 krizini ve o dönem ortaya çıkan fırsatları değerlendirerek, büyüme adına önemli bir dönüm noktası yaşadı. Şirketimizin en önemli özelliklerinden biri de çalışan sirkülasyonunun çok az olmasıdır. İnsan kaynakları yapımız istikrarlıdır. Şirket çalışanlarımız en zor dönemlerde BBS’ye sahip çıkmıştır ve bu da kurumsal ölçekte kaliteli, istikrarlı iş yapmamızın en önemli dayanağı olmuştur.
 
BBS, hangi alanlarda faaliyet gösteriyor? Odaklandığınız konular nelerdir? BBS’nin sunduğu çözümler neler? 
 
Bilgi Birikim Sistemleri en genel ifadesiyle hizmet verdiği firmaların bilgi teknolojisi kullanımını kesintisiz olarak gerçekleştirmelerini sağlamayı hedefler. Firmaların yapısal kablolama projeleri ile başlayan; kullanacakları server, bilgisayar, notebook gibi donanım ürünlerini temin eden; bunları kuran ve en nihayetinde de bu sistemler çalışırken ortaya çıkan servis ihtiyaçlarını karşılayan bir hizmet portföyüne sahip olarak çalışır. Ayrıca seçilmiş önemli konularda yazılım çözümleri geliştirir. Bugünlerde güncel olan çözümlerden bahsetmemiz gerekirse, firmaların günümüzde en önemli değerlerinin başında bilgi işlem sistemlerinde biriken datalar gelmektedir. Bu dataların saklanması, korunması firmaların satış yapabilmesi, yetkin işgücü bulabilmesi kadar önemli konular haline gelmiştir. İşte BBS bu konularda firmalara bilgi yedeklemesi, saklaması ve bilgi güvenliğinin sağlanması için teknoloji çözümleri sunuyor. Diğer taraftan, firmalar için bilgi işlem kullanımı artık sadece muhasebe uygulamaları kullanmanın çok ötesine geçti. Firmaların çalışmaları içinde birçok süreç elektronik ortamda takip edilebiliyor. Kalite yönetim sistemi, satınalma veya insan kaynakları ile ilgili süreçler, bilgisayar ortamında çok daha hızlı ve verimli olarak yürüyor. Bilgi Birikim Sistemleri bu konularda da firmalara yazılım çözümleri sunmaktadır. Bu çözümler sayesinde firmalar, hem bu süreçleri çok daha hızlı ve kayıt altına alarak takip edebilmekte; hem de kâğıtsız ofis ortamı sağlayarak çevre dostu bir çalışma ortamına sahip olmaktadırlar.
 
Şu ana kadar hayata geçirdiğiniz önemli projeler neler? 
 
Çalıştıkları firmalarla iş yaparken çok hızlı ve çevik davranmaya öncelik veren BBS, hizmet tarafında ve yazılım alanlarında iş yapabilme yeteneklerine sahip, iş yaptıkları firmalara uçtan uca hizmet veren ve bu özellikleri ile diğer BT şirketlerden ayrılan bir şirkettir. Bugüne kadar yaptığımız önemli projeler olarak gördüğümüz işler arasında büyük Server&Storage projelerini söyleyebiliriz. Büyük ölçekli kurumların biriken datalarını yönetmek için kurduğumuz storage altyapıları ya da büyük ERP projeleri için oluşturduğumuz server altyapıları uzmanlığımızın en yüksek olduğu işlerimizin başında gelmektedir. Gene günümüzün önemli konularından biri olan sanallaştırma çözümleri de birçok başarılı projeyi gerçekleştirdiğimiz bir alandır. Danışmanlık tarafına baktığımızda ise, geçen yıl iş portföyümüze kattığımız ISO27001 danışmanlığı çözüm paketimiz çok önemli bir konudur. Şirketimiz bu alanda da ilk projelerini başarıyla gerçekleştirmiştir. ISO27001 kurumların bilgi güvenliğini sağladıklarını gösteren uluslar arası standardın adıdır. BBS bu standardı sağlamayı isteyen kurumlara, sertifikasyona hazırlık sürecinde danışmanlık ve koçluk yapmaktadır. Önemli projelere yazılım alanında örnek vermek istersek, en başta kalite yönetim sistemi yazılım çözümlerimizi söylememiz gerekir. QMex bizim bu alanda ürettiğimiz çözümlerimizin markasıdır. Ülkemizin çok önemli kurum ve kuruluşlarında başarıyla uyguladığımız, hatta yurtdışında da uluslar arası firmalarını kullandığı bir çözümümüzdür. Yazılım alanında en önemli yanımız iş akışı süreçlerinde geliştirdiğimiz çözümlerdir. Çok çeşitli insan kaynakları çözümleri veya portal çözümleri başarıyla bitirdiğimiz projelerin olduğu alanlardır.
 
2009 ekonomik krizin derinleştiği bir dönem oldu. Bu dönem sektör açısından nasıl geçti? 
 
2009 yılı herkes gibi BBS için de zor bir yıl olarak geçti. Geçen yılın sonunda 2009 yılını planlamaya çalışırken belirlediğimiz en önemli hedef mevcut yapımızı korumaktı. Hizmet verdiğimiz müşterilerle çalışmayı devam ettirebilmek, insan kaynağı yapımızı eksilmeden muhafaza edebilmek en önemli hedefimizdi. Açıkçası büyüme hedefinden önce bunları hedef olarak belirlemiştik. Yılın sonuna geldiğimizde bu hedefimizi tutturduğumuzu görüyoruz. Yapımızı ve müşteri setimizi elimizde tutmayı başardık. Hatta gelir olarak da bir miktar büyüme sağlayabildik. Ama gelirdeki büyümemiz, 2009 yılında hedeflediğimiz büyük müşteriye satış yapabilme amacımız gereği ve nispeten kârlılığı düşük işler nedeniyle oldu. Bu arada yeni iş konularına yatırım yapma imkânı da bulduk diyebilirim. Özellikle bilgi güvenliği alanındaki çalışmalarımız önemli bir gelişme gösterdi. Günümüzde artık iş yaşamı giderek daha da artan bir şekilde elektronik ortamı kullanıyor. Buna paralel olarak da iş yapış tarzları değişiyor. Dolayısıyla elektronik ortamda dolaşan bilginin de hem hacmi, hem önemi artıyor. Bu gelişmeyi karşılayacak yasal düzenlemeler de peşi sıra gündeme geliyor. Artık bilginin güvenliğinin sağlanması, elektronik ortamın güvenliğinin sağlanması şirketler için en önemli konular arasına girmiş bulunmakta. Biz de bunu gördüğümüz için bu alanda hareketli bir yıl geçirdik.
 
Krizin etkilerinin tam olarak geçmediğini düşünürsek, bu yılın nasıl geçeceğini tahmin ediyorsunuz? 
 
2010 yılı için çok net planlar yapmanın mümkün olduğunu düşünmüyorum. Çünkü 2010 yılında ekonominin ve siyasetin ne yönde ilerleyeceğini tam olarak görebilen kimse yok. Büyük bir belirsizlik var önümüzde. Gene zor bir yıl olacak diye düşünüyorum. Elbette bir planımız ve hedef bütünlüğümüz olacak. Ama 2010 yılı daha çok belirsizliklerle mücadele edeceğimiz, o günü sabah kalktığımızda görebileceğimiz, bu haftayı haftanın ilk günü düşünebileceğimiz ve o ayı ayın ilk günü planlayabileceğimiz bir yıl olacak gibi geliyor bana. Bir tür gerilla savaşı vereceğiz yani. Buna rağmen BBS olarak 2010 yılında da bir miktar büyümek istiyoruz. Temel olarak en iyi yaptığımız iş konularına yoğunlaşacağız. Yeni bir iş konusuna yatırım yapmayı düşünmüyoruz. Hizmet gelirlerimizi, bakım anlaşmalı müşteri sayımızı arttırmak öncelikli hedefimiz olacak. Kaliteli hizmeti ülkemizin reel sektörüne uygun maliyetle vermeyi aynı zamanda bir borç olarak görüyoruz. Aynı şekilde yazılım işimizde önemli bir gücümüz olan iş akışı uygulamaları alanındaki iş hacmimizi geliştireceğiz. Burada Lotus Notes ortamında yaptığımız uygulamaları web ortamına taşıyoruz. İş akışı uygulamaları için Microsoft teknolojilerine yatırım yapan müşterilerimiz için de Share Point ortamı önemli avantajlar sunuyor; bu alanda da çalışmalarımızı arttıracağız. Son olarak biraz önce de belirttiğim gibi, bilgi güvenliği alanındaki çalışmalarımızla da adımızdan söz ettirmeyi hedefliyor olacağız.
 
Sektör açısından karşılaştığınız sorunlar nelerdir? Bunların çözümü için sizce neler yapılmalı? 
 
Sektörümüzün bana göre iki önemli sorunu var. Birincisi esasında sektör dışı nedenlerden ileri gelen bir sorun; yıllardır üstesinden gelemediğimiz kriz ortamları. Bilişim sektörü ağırlıklı olarak ithalata dayalı çalışan bir sektör ve döviz kurlarındaki en küçük dalgalanmaya karşı oldukça duyarlı. Dolayısıyla ekonomik kriz ortamı sektörümüz için çok büyük sorun. Diğeriyse, sektörün Türkiye’deki yapısından kaynaklanıyor. Ne yazık ki bilişim sektörünün oturmuş standartları yok. Her isteyen, herhangi bir zorunluluğa tabii olmadan şirket kurabiliyor ve son derece düşük kalite ölçülerinde hizmet vermeye girişebiliyor. Bu durum, sektörde anlamsız bir haksız rekabete yol açıyor. Çünkü uluslararası kalite standartlarında hizmet üretmeye çalışan bizim gibi şirketler; bu firmaların fiyat rekabetiyle uğraşmak zorunda kalıyor. Aslında bu süreçten son kullanıcı zarar görüyor. Çünkü son kullanıcı ülkemizde tamamen fiyata duyarlı. Aldığı ürünün ve hizmetin ucuz olmasına bakıyor. Kalite olgusunu önemsemiyor. Ama teknoloji işinde ucuzluk büyük oranda kalitesizlik olduğu için, ucuz alışverişten son noktada müşteri zararlı çıkıyor. Bu durumların bertaraf edilmesi için en büyük görev hizmet alan kesime, yani müşterilerimize düşüyor. Onlar kalite ile maliyet performansı arasında doğru bir denge kurarak işini iyi yapmaya çalışan sektör firmalarını tercih etmeliler. Sektörümüzün meslek örgütleri de bu bilinci arttırıcı çalışmalar yapmalı. Bizim de üyesi olduğumuz TÜBİSAD’ın bu alanda önemli çalışmaları olduğunu söyleyebilirim. Aynı şekilde devletin de sektörümüzü kaliteli iş yapmaya ve gelişmeye yönlendiren düzenlemeler yapması da bir başka gerekliliği oluşturuyor.
 
Devlet tarafından sağlanan teşvikler sizce yeterli mi? Bu sektörün gelişmesi için kamuya düşen nedir? 
 
Balkanlar, Orta Doğu ve Afrika pazarları Türkiye’deki BT şirketleri için önemli yatırım pazarları. Fakat devletin sektörü desteklemesi ve teşvik etmesi gerekiyor. Şu an yapılan teşvikin ise yeterli olmadığını düşünüyorum. BT sektöründe temel maliyet iş gücüdür, bu nedenle de istihdam maliyetinin düşürülmesine yönelik tedbirler alınmalı. Bunun yanında bizim sektörümüzü yurtdışında iş yapmaya teşvik edici, pazar araştırması yapan, yönlendirme organizasyonlarına ihtiyaç var. Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği’nin çok önemli çalışmaları var. Temel hedefi de Türkiye’de devlet kademelerinden birine bilgi teknolojileri sorumluluğunu aldırmak. Bu kapsamda ‘Bilişim Bakanlığı’ uzak bir düşünce olabilir ama ‘Teknoloji Bakanlığı’ şeklinde bir düzenleme yapılabilir. Hindistan 60 milyar doların üzerinde bilişim ihracatı yapıyor. Bu rakam da Türkiye’nin toplam ihracatının neredeyse yarısına denk geliyor. İrlanda’da devletin teşviki ile kurulmuş ciddi yazılım paketleme sektörü var. Yine İsrail savunma sanayi sektörü devlet tarafından destekleniyor. Güvenlik yazılımlarının çoğu İsrail yapımı. Devlet, nasıl tekstil, otomotiv sektörünü teşvik ediyorsa bizim sektörümüzü de desteklemelidir. Gerekli desteklerin yapılması halinde BT sektörünün Türkiye’nin bacasız sanayi olacağını düşünüyorum. Son yıllarda giderek daha etkin olan sektörümüzün sivil toplum örgütlenmelerini görüyoruz. Özellikle bizim de üyesi olduğumuz Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), bahsettiğim sorunların üstesinden gelmek için büyük çaba harcıyor. Sektörün ihtiyaç duyduğu standartları oluşturma ve devletten sektörümüzün daha özel yaklaşımlarla ele alınması için gerekli düzenlemeler talebinde bulunma konularında önemli çalışmalar yürütüyor. Hindistan, İsrail gibi ülkelerde devletten büyük destekler alarak önemli gelişme gösteren bilgi işlem sektörleri görüyoruz. Bu ülkelerde bizim sektörümüz önemli miktarlarda ihracat geliri sağlıyor. Ülkemizde de bilişim sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücünü oluşturmaya yönelik önemli bir üniversite kesimi olduğunu düşünürsek, aynı gelişmeleri küçük bir devlet desteğiyle biz de Türkiye için rahatlıkla sağlayabiliriz.
 
İleriye yönelik hedefleriniz nelerdir? Önümüzdeki dönemde ne tür projeler gündemde? 
 
Öncelikli alan teknik hizmetler alanı olacak. Kriz döneminde bilgi teknolojisi kullanımının verimlilik sağladığını, maliyetleri aşağıya çektiğini artık büyük küçük bütün işletmeler gördü. Ama özellikle KOBİ segmentindeki firmalarımızın kaliteli, zamanında ve belli bir düzende hizmet alabildiklerini pek söyleyemeyiz. İşte biz bu boşluğu doldurmaya uygun hizmet paketleri oluşturuyoruz. Aynı bir terzi gibi, o kurumun ihtiyaçlarına uygun bakım anlaşmasını dikiyor ve üstüne giydiriyoruz. Böylece KOBİ’lerimize kaliteli ve zamanında hizmeti veriyoruz. Bu alanda büyümek arzusundayız. İkinci önceliğimiz iş akışı uygulamaları alanı olacak. Burada geliştirdiğimiz uygulamaları web ortamında da çalışan, böylece müşterilerimizin mobilitesini artıran uygulamalar düzeyine çıkartıyoruz. Ve özellikle 2010 yılında bu alanın da büyüyeceğini öngörüyoruz. Son olarak bilgi güvenliği alanında bilgi teknolojileri sektörünün büyüyeceğini düşünüyoruz. BBS olarak biz de bu büyüme trendinde yerimizi alacağız. Başta finans sektörü olmak üzere birçok sektör, kamu kurumları COBIT, ITIL ve hatta ISO27001 çalışmalarına hız vermiş durumdalar. Bu alanda doğru danışmanlık ve doğru çözümlere ihtiyaç çok büyük. Biz de yaklaşık 4 yıldır bilgi güvenliği alanına yaptığımız yatırımı oldukça iyi bir düzeye getirdik; 2010’da bu yatırımımızın karşılığını almayı bekliyoruz.
 

 
9
  
IT Network1/15/2010
                             
 
2009 DEĞERLENDİRMESİ - 2010 ÖNGÖRÜLERİ                    
 
Bilgi Birikim Sistemleri Genel Müdür'ü Bekir Alp Sayın 2009 yılını ITNetwork okuyucuları için değerlendirdi.
 
​Bilişim sektörünün 2010'dan beklentileri neler?
 
 
 
Global krizin etkilediği BT sektöründe yer alan birçok firma gibi Bilgi Birikim Sistemleri olarak 2009 yılını zor bir dönem olarak değerlendiriyoruz. 1998 ve 2001 krizlerinde edindiğimiz tecrübelerden faydalanarak ve HP, IBM, Microsoft ve diğer çözüm ortaklarımızdan aldığımız güç ile bu süreci en az zararla atlatmayı amaçladık. Hizmet üreten bir firma olarak bu dönemde mevcut yapıya sahip çıkmak ve en büyük sermayemiz olan insan kaynağımızı korumak 2009’da da öncelikli görevimiz olmuştur. Bunu da başardığımızı söyleyebilirim.
 
Bilişim teknolojileri bugün hayatımızın her alanında aktif olarak kullanılıyor. BT harcamaları sadece internet bağlantısına ya da donanım alımlarına odaklanmıyor. Özellikle yaşadığımız kriz döneminde kurumların maliyet tasarrufu sağlayabilmek ve işlerindeki verimliliği artırabilmek için eskisinden daha çok yazılım çözümleri kullanmak istediklerini görüyoruz. Bu kriz döneminde de daha öncekilerde olduğu gibi kurumların donanım satın alma isteği azaldı, donanım satışlarımız düştü. Ama yazılım çözümleri satışlarımız arttı. Aynı şekilde bakım anlaşması gelirlerimiz de bir miktar arttı. Sonuç olarak 2009 yılında da müşterilerimize donanım tedariği sağlama, yazılım çözümleri üretme ve uçtan uca tüm teknolojik ihtiyaçları karşılamak için hızlı ve çevik davranarak hizmet sürekliliğimizi yüksek seviyede tutmaya çalıştık. Ölçek ayırt etmeksizin hizmet sağlarken müşteri memnuniyeti anketleri yaparak başarımızı ölçümledik. Uluslararası ölçekte bir iş kalitesi üretmek için TSE Hizmet Yeterlilik belgemizi, ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi ve tüm personelimizin eğitim ve sertifikasyonlarını tamamlamalarını sağladık. Yeni bir iş konusu olarak gördüğümüz bilgi güvenliği çözümleri sağlama alanında çalışmalarımızı ve uzmanlıklarımızı derinleştirdik.
 
2010 yılının da zor bir yıl olacağını düşünüyoruz. Her yıla olduğu gibi 2010’a ilişkin de planlarımızı şimdiden hazırladık, hedeflerimizi belirledik. Ancak 2010’da yurtdışından gelecek haberlerin belirleyici olacağını ve oldukça dalgalı bir yıl yaşacağımızı tahmin ediyoruz. Dolayısıyla elimizdeki hedef ve planlar bizim pusulamız olmakla birlikte, her günü o günün sabahı, her ayı o ayın ilk günü düşüneceğimiz; tabir caiz ise bir tür gerilla savaşı vereceğimiz bir yıl olacak diye hazırlanıyoruz. Yeni bir iş konusu geliştirme kararımız yok. İyi yaptığımız işlere daha da yoğunlaşmayı, konsantrasyonumuzu fazla dağıtmamayı hedefliyoruz. Mevcut yapımızı daralmadan korumak ve küçük bir miktar da olsa işimizi büyütmek de en temel amacımız olacak.
​​
10
  
BT Haber1/10/2010
                         
 
Bilgi Birikim Sistemleri Genel Müdür'ü Bekir Alp Sayın 2009 yılını BT Haber okuyucuları için değerlendirdi. 2010 hedefleri ve yeni projeleri neler? 
                         
2010 HEDEFLERİ DENGELİ
 
Kriz yılı olarak değerlendirilen 2009 BBS tarafında nasıl geçti, kısaca özetler misiniz?
 
2009 yılı herkes gibi Bilgi Birikim Sistemleri için de zor bir yıl olarak geçti. Geçen yılın sonunda 2009 yılını planlamaya çalışırken belirlediğimiz en önemli hedef mevcut yapımızı korumaktı. Hizmet verdiğimiz müşterilerle çalışmayı devam ettirebilmek, insan kaynağı yapımızı eksilmeden muhafaza edebilmek en önemli hedefimizdi. Açıkcası  büyüme hedefinden önce bunları hedef olarak belirlemiştik.Yılın sonuna geldiğimizde bu hedefimizi tutturduğumuzu görüyoruz Yapımızı ve müşteri setimizi elimizde tutmayı başardık. Hatta gelir olarak da bir miktar büyüme  sağlayabildik. Ama gelirdeki büyümemiz, 2009 yılında hedeflediğimiz büyük müşteriye satış yapabilme amacımız gereği ve nispeten karlılığı düşük işler nedeniyle oldu. Bu arada yeni iş konularına yatırım yapma imkanı da bulduk diyebilirim. Özellikle bilgi güvenliği alanındaki çalışmalarımız önemli bir gelişme gösterdi. Günümüzde artık iş yaşamı giderek daha da artan bir şekilde elektronik ortamı kullanıyor. Buna paralel olarak da iş yapış tarzları değişiyor. Dolayısıyla elektronik ortamda dolaşan bilginin de hem hacmi, hem önemi artıyor.
 
 
Bu gelişmeyi karşılayacak yasal düzenlemeler de peşi sıra gündeme geliyor. Artık bilginin güvenliğinin sağlanması, elektronik ortamın güvenliğinin sağlanması şirketler için en önemli konular arasına girmiş bulunmakta. Biz de bunu gördüğümüz için bu alanda hareketli bir yıl geçirdik.
 
 
2010 yılı için satış ve proje hedefleriniz nelerdir?
 
2010 yılı için çok net planlar yapmanın mümkün olduğunu düşünmüyorum.Çünkü 2010 yılında ekonominin ve siyasetin ne yönde ilerleyeceğini tam olarak görebilen kimse yok. Büyük bir belirsizlik var önümüzde. Gene zor bir yıl olacak diye düşünüyorum. Elbette bir planımız ve hedef bütünlüğümüz olacak. Ama 2010 yılı daha çok belirsizliklerle mücadele edeceğimiz, o günü sabah kalktığımızda görebileceğimiz, bu haftayı haftanın ilk günü düşünebileceğimiz ve o ayı ayın ilk günü planlayabileceğimiz bir yıl olacak gibi geliyor bana. Bir tür gerilla savaşı vereceğiz yani. Buna rağmen BBS olarak 2010 yılında da bir miktar büyümek istiyoruz.
 
Temel olarak en iyi yaptığımız iş konularına yoğunlaşacağız. Yeni bir iş konusuna yatırım yapmayı düşünmüyoruz. Hizmet gelirlerimizi, bakım anlaşmalı müşteri sayımızı arttırmak öncelikli hedefimiz olacak. Kaliteli hizmeti ülkemizin reel sektörüne uygun maliyetle vermeyi aynı zamanda bir borç olarak görüyoruz. Aynı şekilde yazılım işimizde önemli bir gücümüz olan işakışı uygulamaları alanındaki iş hacmimizi geliştireceğiz.Burada Lotus Notes ortamında yaptığımız uygulamaları web ortamına taşıyoruz. İş akışı uygulamaları için Microsoft teknolojilerine yatırım yapan müşterilerimiz için de Share Point ortamı önemli avantajlar sunuyor; bu alanda da çalışmalarımızı arttıracağız. Son olarak biraz önce de belirttiğim gibi, bilgi güvenliği alanındaki çalışmalarımızla da adımızdan söz ettirmeyi hedefliyoruz.
 
BBS'de insan kaynağı krizden etkilendi mi? İnsan kaynağını artırmaya yönelik çalışmalarınız neler? 
 
Son 1 yıldır insan kaynağımızda bir azalma olmadı. Hatta %5’lik bir istihdam artışı da oldu. 2010 yılında hedeflediğimiz çalışmalar istediğimiz düzeyde gerçekleşirse, insan kaynağımızda da gene %5’lik bir büyüme olacağını düşünüyoruz. Özellikle teknik hizmetler ve yazılım alanlarındaki çalışmalarımız bu artışın yaşanacağı alanları oluşturacak.
 
Hangi alanlarda şirketinizi büyütme ve geliştirme hedefleriniz var?
 
Öncelikli alan teknik hizmetler alanı olacak. Kriz döneminde bilgi teknolojisi kullanımının verimlilik sağladığını faliyetleri aşağıya çektiğini artık büyük küçük bütün işletmeler gördü. Ama özellikle KOBİ segmentindeki firmalarımızın kaliteli, zamanında ve belli bir düzende hizmet alabildiklerini pek söyleyemeyiz. İşte biz bu boşluğu doldurmaya uygun hizmet paketleri oluşturuyoruz. Aynı bir terzi gibi, o kurumun ihtiyaçlarına uygun bakım anlaşmasını dikiyor ve üstüne giydiriyoruz. Böylece KOBİ’lerimize kaliteli ve zamanında hizmeti veriyoruz. Bu alanda büyümek arzusundayız. İkinci önceliğimiz iş akışı uygulamaları alanı olacak.
 
Burada geliştirdiğimiz uygulamaları web ortamında da çalışan,böylece müşterilerimizin mobilitesini artıran uygulamalar düzeyine çıkartıyoruz. Ve özellikle 2010 yılında bu alanın da büyüyeceğini öngörüyoruz. Son olarak bilgi güvenliği alanında bilgi teknolojileri sektörünün büyüyeceğini düşünüyoruz. 
 
BBS olarak biz de bu büyüme trendinde yerimizi alacağız. Başta finans sektörü olmak üzere bir çok sektör, kamu kurumları COBIT, ITIL ve hatta ISO27001 çalışmalarına hız vermiş durumdalar. Bu alanda doğrudanışmanlık ve doğru çözümlere ihtiyaç çok büyük. Biz de yaklaşık 4 yıldır bilgi güvenliği alanına yaptığımız yatırımı oldukça iyi bir düzeye getirdik; 2010’da bu yatırımımızın karşılığını almayı bekliyoruz.
 
11
  
IT Network11/30/2009

                            

SAVUNMA TEKNOLOJİLERİ VE ÜLKE GÜVENLİĞİ

Ülke Güvenliği ve Savunma Teknolojileri alanındaki son gelişmeleri Bilgi Birikim Sistemleri Teknik Destek Müdürü Süleyman Mert ile konuştuk.

2000’li yılların başından itibaren dünyada birçok ülkede bilgi toplumuna dönüşüm yolunda atılan adımlar artmaya başlamıştır. Avrupa Birliği’nin, 2010 yılında dünyanın en rekabetçi ve bilgi tabanlı ekonomisi olma yolundaki en kapsamlı çalışmalarının başında Lizbon Stratejisi gelmektedir.

Türkiye’de de bu gelişmelere paralel olarak 2000’li yılların başından itibaren bilgi toplumuna dönüşme çabaları yoğunluk kazanmıştır. Ülkemiz 2001 yılında AB’ne aday ülkeler için planlanan e-Avrupa girişimine taraf olmuştur. 58. ve 59. hükümetlerin acil eylem planında yeralan e-dönüşüm Türkiye Projesi 2003 yılında başlatılmıştır. Böylece ülkemizde ayrı ayrı yürütülmekte olan projeler tek bir çatı altında toplanarak hızlanma imkanı bulmuşlardır.

Buna göre vizyon;“Bilim ve teknoloji üretiminde odak noktası haline gelmiş, bilgi ve teknolojiyi etkin bir araç olarak kullanan, bilgiye dayalı karar alma süreçleriyle daha fazla değer üreten, küresel rekabette başarılı ve refah düzeyi yüksek bir ülke olmak” şeklinde belirlenmiştir.

e-Dönüşüm Türkiye kapsamında ilki 2003-2004, ikincisi 2005 yılını kapsayan eylem planları hazırlanmış; sonrasında da orta vadeli olarak Türkiye’nin bilgi teknolojileri alanındaki gelişmelerden etkin olarak yararlanması ve bilgi toplumuna dönüştürülmesine yönelik 2006-2010 bilgi toplumuna stratejik hazırlık süreci başlamıştır. Ayrıca TÜBİTAK tarafından yürütülen Vizyon 2023 çalışmaları da Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu esas alınarak sürdürülmektedir. Bütün bu çalışmaların sonucu olarak “Bilgi Toplumu Stratejisi ve Ek’i Eylem Planı” 11/07/2006 tarihli ve 2006/38 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararı’yla onaylanmış olup, 28/07/2006 tarihli ve 26242 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

e-Dönüşüm Türkiye Projesi ile, bireyler, işletmeler, kamu kesimi ile tüm toplumun, bilgi toplumuna dönüşümü uyum içerisinde ve bütünleşik bir yapıda yürütülmesi amaçlanmıştı. Genel koordinasyon görevinin DPT’na verildiği projede; Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı, Ulaştırma Bakanı, Sanayi ve Ticaret Bakanı ve üst düzey bürokratların katılımı ile e-dönüşüm İcra Kurulu ile özel sector ve sivil toplum kurluşlarının temsilcilerinin katılımı ile de Danışma Kurulu oluşturulmuştur. Bu süreçte ilgili tüm tarafların katılımı ile Türkiye’nin Bilgi Toplumuna Dönüşüm Politikası Kabul edilmiştir.

Ülke güvenliği alanında ihtiyaç duyulan bilişim teknolojileri alanındaki çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz? Bu bağlamda yürüttüğünüz çalışmalarınız nelerdir?

Bilgi toplumuna dönüşüm süreciyle birlikte kamu kurumlarında bilgi bankaları, ulusal ağlar kurulup işletmeye alındı. Ulusal Yargı Ağı, Ulusal Sismik Gözlem Ağı, Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi, Yüksek Seçim Kurulu Bilgi Sistemleri, MERNİS Veri Tabanı, Türkiye Milli DNA Bankası Kanunu ile kurulacak olan Ulusal Gen Bankası bu uygulamaların başlıcalarıdır. Bu uygulamalar bir taraftan toplumun yaşamını kolaylaştırırken, diğer taraftan da ulusal güvenlikle ilgili riskler oluşmaktadır. Çünkü bu uygulamaları toplumun kullanımına sunan kurumlar arasında ülkemizin güvenlik güçleri de yeralmaktadır. Bu kurumların oluşturduğu topluma açık bilgi bankalarının güvenlik önlemlerine sahip olması, ülkenin ulusal güvenliğini ilgilendiren gizli bilgilere erişimin engellenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla gelişen teknoloji ilebirlikte uygulanmaya başlanan e-devlet projeleri, henüz daha bilgi güvenliği kültürünün oluşmadığı toplumumuzda, ciddi riskleri ortaya çıkarmaktadır. Açık bir toplum olma yolunda ilerleyen ülkemizde her türlü bilginin açıklanması gelişim açısından önem taşımakla birlikte, bu bilgilerin ülke güvenliği açısından oluşturabileceği açıkları da düşünmekgerekmektedir.

Ülke güvenliğinde, ağ destekli yurt güvenliğiyle ilgili stratejilerin neler olması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Bir ülke hakkındaki her türlü bilgi, o ülkenin güvenliğini etkilemektedir. Bu bilgiler o ülkenin coğrafi durumundan, altyapı hizmetlerine kadar, ulaşımından haberleşmesine, sanayisinden, teknolojik çalışmalarına, güvenlik kuvvetlerine, bunların sahip oldukları teknolojik donanımlardan, aldıkları eğitime, hatta buralarda çalışan insanların ekonomikdurumlarına kadar her türlü bilgi ve bilgi varlıkları ülke güvenliğini etkilemektedir. Bir ülkeye askeri olarak savaş açmakla o ülkeyi ele geçirmeniz çok zordur. Ama bir ülkenin kültürünü değiştirerek o ülkeyi çok kolay bir şekilde ele geçirebilirsiniz. Artık günümüzde savaşlar ve güvenlik kavramları, kalelerden, toplardan tüfeklerden çıkıp, çok daha teknolojik noktalara gelmiştir. Ülkelerin tüm savunma sistemleri elektronik olarak bilgisayar sistemleri ile yönetilmektedir. Bilgisayar sistemleri içerisinde bulunan ufak bir kod, en ihtiyaç duyulduğu anda tüm sistemin devre dışı kalmasını sağlayabilir. Bu uçak sistemlerinde de olabilir, savaş gemilerinde de olabilir, füze sistemlerinde de olabilir. Bir savaş uçağının, içerisindeki elektronik sistemin dost olarak tanıdığı bir gemi veya başka bir uçağa ateş açması bilgisayar sistemleri ile engellenebilir. Bilginin güvenliği sadece kamusal alanda değil, bireysel alanda da önem taşımaktadır. Sadece gazetelere çıkan haberlere bile baktığımızda, birçok kişinin özel olması gereken bilgilerinin internet ortamında nasıl açıkça dolaştığını görebilmekteyiz .Bir taraftan bu şekilde açıklar ortaya çıkarken, diğer taraftan da bu olayların farkında olan veülkemizin gelişmesi için teknolojik araştırmalar yapan kuruluşlarımızın başında olan TÜBİTAK gibi kurumlar, bilgi güvenliği konusunda toplumsal bir kültür yaratmak ve bu konunun önemini daha da vurgulamak için bilgi güvenliği ile ilgili uluslararası standartlar ve bunların getirdiği uygulamalar konusunda çalışmalar yaparak bilgilendirmelerde bulunmaktadırlar.

Savunma Teknolojileri ve Ülke Güvenliği ile bilişim dünyasının beraberliğini ve bu vazgeçilmezteknolojik ortaklığı anlatır mısınız?

Günümüzde, özellikle bilişim konularında, ülke güvenliği ile kurum ve kurululuşların bilişim sistemlerinin güvenliği hatta herbir internet kullanıcısının güvenliği iç içe geçmiş durumdadır. Sosyal mühendislik siteleri, buralardaki bilgi paylaşımları, kullanıcılar açısından artık engellenemez bir noktadadır. Teknolojinin gelişmesi ile şirketlerde kullanılan bütün masaüstü bilgisayarlar taşınabilir bilgisayarlarla yer değiştirmiş veya değiştirmektedir. Şirketlerde kullanılan bilgisayarların taşınabilir olması ile de, bu bilgisayarlar kullanıcılarla birlikte hareket etmeye başlamıştır. Kurumda kullanılan taşınabilir bilgisayar, kurumun sahip olduğu her türlü güvenlik sistemi üzerinden internete çıkarken, aynı taşınabilir bilgisayar evde hiçbir güvenlik sistemi olmadan internette dolaşmaktadır. Dolayısıyla taşıdığı bilgiler açısından her türlü riske açık olmaktadır. Sadece üzerinde yüklü olan anti-virüs programı, spyware programı bilgisayarlarımızı internette bulunan her türlü zararlı koddan koruyamayıp, bu makinalara bu zararlı kodların bulaşmasını engelleyememektedir. Bu şekilde zararlı kodları alan makinalarımız, işyerlerinde network ortamına bağlandıkları zaman, tüm network güvenliğini, dolayısıylaişyerindeki tüm kullanıcıları da tehlikeye sokmaktadır. Aslında bu durum, çalınan bir notebookun içindeki bilgilerin başka kişilerin eline ulaşmasından daha az tehlikeli ve zararlı bir durum değildir. Ki birçok önemli kurum ve kuruluşun üst düzey yetkilileri de evlerinden bu şekilde, iş yerlerinin bilgisayarları ile internet ortamına bağlanmaktadırlar.

Şirket olarak Savunma Teknolojileri ve Ülke güvenliği alanında ulusal yapılanmalar için nasıl bir şekilde destek çözümleri sunuyorsunuz?

Biz BBS olarak bütün müşterilerimize gerekli güvenlik danışmanlığı hizmetlerini vermekteyiz. Bilişim güvenliğini sağlamak için bir taraftan uluslararası kalite standartlarını belirleyen ISO27001 danışmanlığı yaparken, diğer taraftan teknik kadromuzla da bilgi güvenliği için olmazsa olmaz altyapı çalışmalarını geliştirmekteyiz. Bu sistemleriçerisinde DLP, NAC, URL Filtering, IPS, Firewall, Antivirus, Antispyware konuları bulunmaktadır. Bu konular, zaman içerisinde toplumsal kültürün bu yönde gelişmesiyle daha da önem kazanacak ve ulusal güvenliğe de o ölçüde hizmet edecektir. Bu danışmanlık hizmetleriyle,aslında bilgi toplumu yolunda ilerleyen bir ülkede, bilginin gücünü toplumun anlamasına ve o gücün gizliliğini, bütünlüğünü ve ulaşılabilirliğini sağlamak için bu yönde çalışmasına bir ölçüde eğitmenlik yapmaktayız.

12
  
INFOMAG7/1/2009

                               

Krizlerin Beslediği İşletme: BBS

Kurulduğu günden itibaren çeşitli ekonomik kriz süreçlerine dâhil olan Bilgi Birikim Sistemleri, 2009 yılı küresel ekonomik kriz döneminden de büyüyerek çıkmanın planlarını yapıyor… Konuyla ilgili BBS Genel Müdür'ü Bekir Alp Sayın'la konuştuk.

F. Emre Yılmaz

Üniversite yıllarında bir birini tanımış 5 elektronik mühendisi öğrencisinin girişimcilik hikâyesini barındırıyor, Bilgi Birikim Sistemleri’nin (BBS) tarihçesi. 17 yıllık şirket ortaklığı kadar sıkı bir dostluğu da barındıran hikâyeyi BBS Genel Müdürü Bekir Alp Sayın’dan dinliyoruz. Türkiye’de bilgi teknolojileri (BT) sektörünün tanınmaya başladığı yıllarda sektöre merhaba diyen BBS’nin hayat bulma macerası sektördeki boşluğu doldurmaya dayanıyor. BT sektöründe yer alan birçok firma gibi BBS de ekonomik krizlerle boğuşmuş. O kriz süreçlerinde kurulan ve bu süreçleri fırsata çevirmeyi başaran şirketler gibi BBS de 2001 krizini ve odönem ortaya çıkan fırsatları değerlendirerek, büyüme adına önemli bir dönüm noktası yaşamış. Sayın, şirket çalışanlarının kuruldukları günden itibaren işyerlerine sahip çıktıklarını, bu nedenle de kuruldukları günden itibaren çalışan sirkülasyonunda çok fazla hareketlilik yaşanmadığını söylüyor. Sayın, “2001 yılındaki krizde çalışanlarımız şirketlerine sahip çıktıklar ve yaklaşık 1 yıl fedakar şekilde çalıştıklar. Bu nedenle de kriz döneminde önümüze çıkan fırsatları da yakalamış olduk ve kurumsal firmalar ile iş yapma hedefimize ulaştık. 2001-2002 yılı hedeflerimize ulaştık” diyor.

BT devlet desteği bekliyor

Zaman içerisinde yurtdışında iş yapma fırsatları da yakalamış BBS fakat 2008 yılı sonu itibariyle bu yatırımdan vazgeçmiş. Sayın’a göre Türkiye için fırsat oluşturan dış pazarlar da söz konusu. Sayın’a göre Balkanlar, Orta Doğu ve Afrika pazarları Türkiye’deki BT şirketleri için önemli yatırım pazarları. Fakat Sayın, devletin sektörü desteklemesi ve teşvik etmesi gerektiği, şuan yapılan teşviğin ise yeterli olmadığını söylüyor.

Sayın, BT sektöründe temel maliyetin iş gücü olduğunu, bu nedenle de istihdam maliyetinin düşürülmesine yönelik tedbirler alınması gerektiğini kaydediyor. Sayın, “Bunun yanında bizimsektörümüzü yurtdışında iş yapmaya teşvik edeci, pazar araştırması yapan, yönlendirme organizasyonlarına ihtiyaç var. Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği’nin çok önemli çalışmaları var. Temel hedefi de Türkiye’de devlet kademelerinden birine bilgi teknolojileri sorumluluğunu aldırmak. Bu kapsamda ‘Bilişim Bakanlığı’ uzak bir düşünce olabilir ama ‘Teknoloji Bakanlığı’ şeklinde bir düzenleme yapılabilir. Hindistan 60 milyar doların üzerinde bilişim ihracatı yapıyor. Bu rakam da Türkiye’nin toplam ihracatının neredeyse yarısına denk geliyor. İrlanda’da devletin teşviği ile kurulmuş ciddi yazılım paketleme sektörü var. Yine İsrail savunma sanayi sektörü devlet tarafından destekleniyor. Güvenlik yazılımlarının çoğu İsrail yapımı. Devlet, nasıl tekstil, otomotiv sektörünü teşvik ediyorsa bizim sektörümüzü de desteklemelidir. Gerekli desteklerin yapılması halinde BT sektörünün Türkiye’nin bacasız sanayi olacağını düşünüyorum” diyor.

BBS genel anlamda kimya, finans, sigortacılık, ilaç sektörlerine çözümler sunuyor. Şirketin bu yıl ki hedefi ise ağırlıklı olarak ilaç ve gıda sektörüne önem vermek. Sayın, yazılım, iş akışları, insan kaynakları alanında çözümlerinin bulunduğunu, bakım ve destek hizmetleri de verdiklerini açıklıyor. BBS aynı zamanda bilgi güvenliği konusunda devletin yaptığı yeni regülasyonları da yerine getiriyor. Sayın,1990’lı yılların sonlarına kadar ağırlıklı olarak ‘network’ konusuna odaklandıklarını, özellikle KOBİ tarzı işletmelerde bu konunun çok yeni olduğunu, kendilerinin de bu yenilik doğrultusunda hizmet vermeye yoğunlaştıklarını açıklıyor. Sayın, “1990’lı yılların sonuna doğru hizmet verdiğimiz müşteri profilini KOBİ’den vazgeçmeden daha kurumsal daha büyük ölçekli şirketlere yönelttik. Bilişim fuarlarının düzenlenemeye başladığı yıllarda kendi standımız ile bu fuarlarda yer aldık. Katıldığımız fuarlar şirketi büyütmek ve uzmanlık alanlarını arttırmak adına bizde itici bir güç oldu. Network tarafındaki tecrübelerimizin yanına sistem entegretörlüğünün temel işlerini de ekledik. Kısacası 1998 yılında katıldığımız fuar aslında bizim kırılım noktamız oldu. Daha büyük ölçekte iş yapma adına bizi teşvik etti” diye konuşuyor.2001 ve 2003 yılları BBS’nin büyüme dönemi olmuş, 2003 sonrası ise bu büyümeyi hazmetme dönemi olarak devam etmiş. BBS’nin 2003 yılında Romanya’da yatırım girişimi olmuş, Türk bir girişimcinin şirketine ortak olmuş BBS. Bu girişim 2008 yılı sonuna kadar devam etmiş. Şirkete yurtdışı deneyimi kazandıran bu girişim, 2008 yılı sonunda ise mali tabloda istenilenin elde edilememesi nedeniyle sona ermiş.

2006 yılında ise şirket kendi içerisinde yeni yapılanmaya girmiş ve şirket kurucu ortaklarının görev tanımlamaları yenilenmiş. Sayın, 2009 küresel ekonomik krizi de değerlendiriyor ve ekim ayından itibaren iş gücünü eksiltmediklerini aynı zamanda da çalışanlarının bir kez daha şirketlerini sahiplendiklerini açıklıyor. Kuruldukları yıllarda oluşan ekonomik krizlerin kendiliğinden olduğunu söylüyor Sayın fakat 2001 yılında ortaya çıkan krizden faydalanmayı planladıklarını ifade ediyor. Sayın, hizmet verdikleri firmalar ile aralarındaki hizmet verme kontratlarının iptal olma oranının çok düşük olduğunu, çalışma sürekliliğinin yüksek seviyelerde olduğunu söylüyor. Sayın, yaklaşık 40 civarında olan düzenli çalışılan müşterinin memnuniyetini sorguluyormuş ve bu araştırmalarda oranlar oldukça yüksek çıkıyormuş.

“2009 krizine de hazırlıklıyız”

Hizmet tarafında ve yazılım alanlarında iş yapabilme yeteneklerine komple sahip olduklarını söyleyen Bekir Sayın, iş yaptıkları firmalara uçtan uca hizmet verebildiklerini bu özelliklerinde BBS’yi diğer BT şirketlerden ayırdığını açıklıyor. Sayın, çalıştıkları firmalarla iş yaparken çok hızlı ve çevik davranmaya öncelik verdiklerini de sözlerine ekliyor. Sayın, “2009 yılı içerisinde de ciddi bir kriz içerisindeyiz. Bu dönemde yazılım tarafında iddialı olduğumuz noktalar sayesinde önde duracağız. Her şirketin günlük operasyonlarını yaparken masrafları vardır. İş akışı uygulamaları ile yapılan harcamaların bütçelere uygun gerçekleşip gerçekleşmediğini, belli onay mekanizmalarından geçip gerçekleşmediğini takip etmek için proje geliştirdik. Öncelikle ilaç sektörüne yönelik bir uygulana yaptık. İlaç üreticileri sektöründe ilk referanslarımızı gerçekleştirdik. Kriz ortamında masraflarını kontrol etmek isteyen şirketler için ilgi gördü. Donanım kısmında da bilgi güvenliği de öne çıktı. Günümüzde yaygın suçlardan biri de bilişim suçları. Bilgi güvenliği krizlere rağmen önem taşıyan bir konu ve biz bu konuda iddialıyız. Projelerimiz de var. Paket halinde ürünlerimiz var. KOBİ’ler bilgi işlem yatırımlarını satın alırken yatırımların ve karşılarına gelen tekliflerin yüksek olduğunu düşünüyor. Bilgi işlem hayatımızın her alanında yer alır vaziyete geldi. Eskiden iş yaşamında hareket alanı çok dardı. Şimdi çok fazla ürün ve para giriş çıkışı söz konusu. Bunların sağlıklı takibi BT ile mümkün olabiliyor. Başlangıç yatırımının doğru yere gittiğine karar vermek için ‘ben bu yatırımı yaparsam ne elde edeceğim? sorusunun masaya yatırılması gerekiyor” diyor. Bunun yanında işletmelerin BT firmalarından en düşük fiyat teklifini yapanı öncelikli almamalıları gerekiyor. İşletmelerin teklif yapan BT şirketinin; tecrübesini, altyapısını, destek verme imkânlarını iyi irdelemelileri ve yaptıkları BT yatırımının kendilerine ‘ne kazandıracağını’ sorgulamalıları gerekiyor. Sayın da son olarak, BT yatırımı için gerekli olan başlangıç yatırımının, maksimum 1 ya da 1,5 yıl sonra firmalara geri döneceğini, 1,5 yılın ardından ise o sistemin verimliliğinin işletmelerin hanelerine artı olarak yansıyacağını kaydediyor.

BBS’nin bazı referansları;

Türk Henkel ve Turyağ, NETAŞ, Okan Üniversitesi,Fortis Bank, Tekstil Bank, Onur Air, Pegasus Hava Taşımacılığı, Nissan, Şişecam, TNT International Express, Petrol Ofisi, IGDAŞ, Altınbaş Holding ve daha fazla firmalarla çalışan BBS 2008 yılını 13,5 milyon dolarlık iş hacmi ile kapatmış. Ekim ayında kadar daha hızlı iş hacmi büyüme göstermiş eğer kriz olmasaydı 15 milyon dolara ulaşabilecek trenddeymiş fakat 2009 yılını da ciddi büyüme hedefi koyamamış ve mevcut yapıyı korumayı hedeflemek ve 14 milyon dolar iş hacmi ile 2009 yılını tamamlamayı hedefliyor.

 

​​
13
  
Para Dergisi3/28/2009

                                         

 

DOĞRU TEKNOLOJİ KENDİNİ ÇABUK AMORTİ EDER

Bilgi Birikim Sistemleri Genel Müdür'ü Bekir Alp Sayın, PARA Derisi'nin bu haftaki konuğu oldu.

1.Sistem entegratörlüğü nedir? Entegratörler, hizmet alan firmanın işini nasıl kolaylaştırırlar?

Bilgi teknolojisi sektöründe sistem entegratörü olarak çalışan firma, müşterilerine uçtan uca çözüm sağlayan; donanım, yazılım ve teknik destek konularında tüm ihtiyaçlarını karşılayabilen bir firmadır. Hizmet verdiği kurumun tüm bilgi teknolojisi ihtiyaçlarını bütünlüklü bir bilgi işlem politikası çerçevesinde karşılar. Böylece, müşterisinin gereği olmayan yatırımlar yapmasını engeller. Çünkü bilgi teknolojisi yatırımları pahalı, maliyeti yüksek yatırımlardır. Bu yatırımlar doğru yapılmadıkları zaman, kurumun bilgi teknolojisi kullanımı ile amaçladığı verimlilik artışını sağlamadığı gibi, kurumun teknoloji kullanmaya olan motivasyonunu da azaltır.

Sistem entegratörleri hizmet verdikleri firmalara, bütün ihtiyaçları tek bir noktadan karşılama imkanı sunarlar. Tek bir tedarikçi ile muhatap oldukları için, bir arıza ya da sorun olduğunda; farklı tedarikçilerin arasında çözüm arayışı için vakit kaybetmek zorunda kalmazlar. Diğer taraftan, teknolojideki gelişimi de güncel olarak hizmet verdikleri firmalara anlatıp; onların işlerinde ne tür yenilikler sağlayacağını da bilgi teknolojisi danışmanı olarak aktarırlar.

2.Bilgi Birikim Sistemlerinin firmalara yönelik çözümleri nelerdir?

Bilgi Birikim Sistemleri en genel ifadesiyle hizmet verdiği firmaların bilgi teknolojisi kullanımını kesintisiz olarak gerçekleştirmelerini sağlamayı hedefler. Firmaların yapısal kablolama projeleri ile başlayan; kullanacakları server, bilgisayar, notebook gibi donanım ürünlerini temin eden; bunları kuran ve en nihayetinde de bu sistemler çalışırken ortaya çıkan servis ihtiyaçlarını karşılayan bir hizmet portföyüne sahip olarak çalışır. Bugün güncel olan çözümlerden bahsetmemiz gerekirse, firmaların günümüzde en önemli değerlerinin başında bilgi işlem sistemlerinde biriken datalar gelmektedir. Bu dataların saklanması, korunması firmaların satış yapabilmesi, yetkin işgücü bulabilmesi kadar önemli konular haline gelmiştir. İşte Bilgi Birikim Sistemleri bu konularda firmalara bilgi yedeklemesi, saklaması ve bilgi güvenliğinin sağlanması için teknoloji çözümleri sunuyor. Diğer taraftan, firmalar için bilgi işlem kullanımı artık sadece muhasebe uygulamaları kullanmanın çok ötesine geçti. Firmaların çalışmaları içinde birçok süreç elektronik ortamda takip edilebiliyor. Kalite yönetim sistemi, satınalma veya insan kaynakları ile ilgili süreçler, bilgisayar ortamında çok daha hızlı ve verimli olarak yürüyor. Bilgi Birikim Sistemleri bu konularda da firmalara yazılım çözümleri sunmaktadır. Bu çözümler sayesinde firmalar, hem bu süreçleri çok daha hızlı ve kayıt altına alarak takip edebilmekte; hem de kağıtsız ofis ortamı sağlayarak çevre dostu bir çalışma ortamına sahip olmaktadırlar.

3.Teknoloji kullanımı ekonomik kriz dönemlerinde nasıl bir fayda sağlar?

Teknoloji kullanımı genel olarak firmalara işlerini daha verimli yapmalarını sağlar. Sanıldığının aksine, bilgi teknolojisine harcanan para aslında o firmaya sadece maliyet yükü getirmez. Doğru bir yatırım, çok makul sürelerde sağladığı verimlilik artışı ve sağladığı tasarruf imkanıyla kendisini amorti eder. Faks makinelerinin olmadığı dönemleri düşünelim; firmalar nasıl haberleşiyordu? Şimdi elektronik posta imkanlarını düşünelim; birbirimizle nasıl haberleşiyoruz? Faks makinelerinden önceki dönemde varolan haberleşme imkanları ile yürüttüğümüz işin verimliliği, faks makineleri çıktıktan sonra bir hayli arttı. İşler daha hızlı yürümeye başladı. Hacimler büyüdü. Elektronik posta kullanımı ile bu daha da inanılmaz boyutlara ulaştı. İşte bu gelişme teknolojik gelişme ile oldu. Verimlilik artışı, daha az işgücü ile daha çok iş yapma; maliyetlerde tasarruf etme, yeni iş konularında iş yapabilme gibi artı değerler; firmalara teknoloji kullanımının sağladığı değerlerdir. Bu artı değerler firmalara her zaman gereklidir; ama özellikle kriz dönemlerinde verimlilik artışı, maliyetlerde tasarruf sağlama ihtiyacı çok fazla artar. Bunun yolu da ancak daha yoğun teknoloji kullanımından geçer. Eskilerin makineleşmek olarak tanımladığı, üretim süreçlerinin otomosyona tabii kılınması ile daha hızlı ve daha ucuz üretim yapıyor olma durumu da aslında anlatmaya çalıştığım konuya örnek teşkil eder. Makineleşmek de bir nevi teknoloji kullanımını artırmaktır. Günümüzde ise makineleşmek kavramının yeni ifadesi daha çok bilgi teknolojisi kullanmak olmuştur.

 

​​
14
  
Kariyer Dergisi8/1/2008

              

“DİNAMİK ve ÇEVİK OLMALISINIZ”

Bilgi teknolojileri, sürekli yeniliklerle şekillenen bir sektör. Sektörde gerçekten önemli bir yere sahip olan ve her geçen gün daha büyük projelere imza atan Bilgi Birikim Sistemleri’nin Genel Müdürü Bekir Alp Sayın “gelişen teknolojinin gelişme hızına, ancak dinamik ve çevik bir şirket olarak ayak uydurabilirsiniz ve bu şekilde kalıcı olabilirsiniz” diyor.

Bilgi Birikim Sistemleri 1992'de hepsi elektronik mühendisi olan 5 ortak tarafından kuruldu. KOBİ’lere bilgi teknolojisi tedarikçisi olarak çalışmalarına başladı, büyük ölçekli firmalara da hizmet verme noktasına kadar gelişti. Ayrıca firma, bilgi teknolojileri açısından bu yılların önemli konusu olan yerel ve geniş alan ağları oluşturma konularında da önemli projeler gerçekleştirdi. Bilgi Birikim Sistemleri 2001 sonrası yeni iş konuları olarak server-storage işine yatırım yaptı. Bakım ve destek hizmetleri kadrosu genişledi.

Yazılım tarafında iş akışı uygulamaları ve ERP çözümleri hizmet portföyüne dahil edildi. Bu süreç içerisinde uluslararası önemli teknoloji üreticisi firmaların en üst sertifikasyona sahip iş ortağı oldu. Bilgi Birikim Sistemleri, IBM ve Cisco’nun Premier Partner’ı HP Gold Preferred Partner’ı, Microsoft’un Gold Partner’ı. BBS Genel Müdürü Bekir Alp Sayın yaptıkları çalışmalara ve sektörde yaşanan sorunlara değindi.

Faaliyet alanınızı ve çalışmalarınızı anlatır mısınız?

Bir kurumun bilgi işlem sistemini oluşturan bütün yazılım ve donanım unsurlarını temin eden, bunları çalışır hale getirmek için kuran ve daha sonraki işletim döneminde bakım ve destek hizmetlerini verebilen bir bilgi teknolojisi şirketiyiz. Bu yönüyle hizmet verdiğimiz kurumların yapısal kablolama projelerinden başlayarak, bilgisayar, notebook, yazıcı, server gibi donanım ihtiyaçlarını sağlıyor ve bu sistem üzerinde çalışacak yazılım ürünlerini kurarak veya geliştirerek tüm bilgi işlem ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Bütün bu sistemlerin çalışırken ortaya çıkan bakım ve destek ihtiyaçlarına cevap veriyoruz. Onlar adına bilgi işlem kadrosu çalıştırmaya kadar oldukça esnek ve geniş içerikte teknik hizmet veriyoruz. Özet olarak, hizmet verdiğimiz kurumların teknoloji partneriyiz diyebiliriz.

Bilgi Birikim Sistemleri oldukça hızlı gelişen bir şirket. Hatta bu konuda aldığı ödüller de bulunuyor. Bu hızlı gelişimi nelere bağlıyorsunuz?

Bu soruyu ‘İşimizi iyi yaparak’ diye cevaplamam yanlış olmaz. Gerçekten işimizi en yüksek müşteri memnuniyeti düzeyini sağlayacak kalitede yapıyoruz. Bir proje ve mühendislik şirketi olarak böyle olmak zorundayız. Müşteri memnuniyetini sürekli izliyoruz. Onlardan gelen öneriler bizim işimizi geliştirmemizdeki en dikkat ettiğimiz noktaların başında geliyor. Müşteri memnuniyeti yüksek olunca hem orada yeni işler geliştirme olanağı, hem de o müşterimizin bizi başkalarına tavsiye etme oranı da yüksek oluyor. Böylece işimiz büyüyor ve müşterilerimizin projelerinde iş ortağı olarak temsil ettiğimiz markaların da iyi bir temsilcisi olarak ödüllere layık görülüyoruz.

Teknoloji dünyasında pek çok şirket bulunuyor. Bazıları çalışmalarını sürdürürken bazıları da piyasadan çekilmek zorunda kalıyor. Bu kadar hızlı değişen teknoloji sektöründe adından söz ettirebilmek ve kalıcı olmak adına neler yapmak gerekiyor?

En başta dinamik olmak gerekiyor. Çünkü gelişen teknolojinin gelişme hızına, ancak dinamik ve çevik bir şirket olarak ayak uydurabilirsiniz. Hem kişi için, hem de herhangi bir organizasyon için; iş yaşamında sürekli aynı işi yapmak bir süre sonra monotonluğu beraberinde getirir. Bazıları için sürekli aynı işi yapmak tercih edilebilir; çünkü yeni bir şey öğrenmek zor gelebilir. Ama eğer teknoloji işi yapıyorsanız; yeni işler yapabilir bir organizasyon olmanız gerekir. BBS, kurulduğundan beri hep yeni işleri bulan ve öğrenebilen bir şirket oldu. Dolayısıyla sektörde kalıcı olmak bunlara bağlı.

İşe alım sürecinizde bir adayda en çok dikkat ettiğiniz özellikler nelerdir?

İşe alım sürecinde en çok dikkat ettiğimiz nokta, adayın iş değiştirme sıklığı. Bizim için adayın kariyerinde çok sıkiş değiştirmiş olması olumsuz bir durum. Çünkü şirketimizde çalışan sirkülasyonu neredeyse yok. Bizim için “İyi bir şirket çalışanlarıyla vardır” anlayışı geçerli. Böyle olunca da kariyerinin geleceğini BBS’de gören arkadaşları seçmeye çalışırız. Tabii aradığımız pozisyonun ihtiyaç duyduğu eğitimi almış olmak, pozisyona karşı duyulan istek ve psikolojik yeterlilik de aradığımız diğer şartlar arasında.

Sürekli gelişen teknoloji karşısında çalışanlarınızın gelişimine yönelik ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?

Bütün önemli teknoloji firmalarının çözüm ortağı olmamız bize ciddi bir avantaj sağlıyor. Bu firmaların düzenlediği eğitimlere anahtar personelimiz düzenli olarak katılıyor. Bu eğitimler rastgele olmuyor. Önceden bildirilen takvimlere göre gerçekleştiriliyor. Eğitimler hem yeni çıkan teknoloji ve çözümleri anlatmak hem de mevcutta var olan teknoloji ve çözümleri yeniden anlatmak olmak üzere iki ana kategoride oluyor. Bu eğitimlere katılan arkadaşlarımız daha sonra da şirket içinde takım arkadaşlarına bu bilgileri hem workshoplarla, hem de iş içinde birlikte çalışmalarla aktarıyorlar.

Sektörünüzün size göre en büyük sorunları neler?

Sektörümüzün bana göre iki önemli sorunu var. Birincisi esasında sektör dışı nedenlerden ileri gelen bir sorun; yıllardır üstesinden gelemediğimiz kriz ortamları. Bilişim sektörü ağırlıklı olarak ithalata dayalı çalışan bir sektör ve döviz kurlarındaki en küçük dalgalanmaya karşı oldukça duyarlı. Dolayısıyla ekonomik kriz ortamı sektörümüz için çok büyük sorun. Diğeriyse, sektörün Türkiye’deki yapısından kaynaklanıyor.Ne yazık ki bilişim sektörünün oturmuş standartları yok. Her isteyen, herhangi bir zorunluluğa tabii olmadan şirket kurabiliyor ve son derece düşük kalite ölçülerinde hizmet vermeye girişebiliyor. Bu durum, sektörde anlamsız bir haksız rekabete yol açıyor. Çünkü uluslar arası kalite standartlarında hizmet üretmeye çalışan bizim gibi şirketler; bu firmaların fiyat rekabetiyle uğraşmak zorunda kalıyor. Aslında bu süreçten son kullanıcı zarar görüyor. Çünkü son kullanıcı ülkemizde tamamen fiyata duyarlı. Aldığı ürünün ve hizmetin ucuz olmasına bakıyor. Kalite olgusunu önemsemiyor. Ama teknoloji işinde ucuzluk büyük oranda kalitesizlik olduğu için, ucuz alışverişten son noktada müşteri zararlı çıkıyor.

Bu sorunların çözümleri size göre nasıl olmalı?

Son yıllarda giderek daha etkin olan sektörümüzün sivil toplum örgütlenmelerini görüyoruz. Özellikle bizim de üyesi olduğumuz Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), bahsettiğim sorunların üstesinden gelmek için büyük çaba harcıyor. Sektörün ihtiyaç duyduğu standartları oluşturma ve devletten sektörümüzün daha özel yaklaşımlarla elealınması için gerekli düzenlemeler talebinde bulunma konularında önemli çalışmalar yürütüyor. Hindistan, İsrail gibiülkelerde devletten büyük destekler alarak önemli gelişme gösteren bilgi işlem sektörleri görüyoruz. Bu ülkelerde bizim sektörümüz önemli miktarlarda ihracat geliri sağlıyor. Ülkemizde de bilişim sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü oluşturmaya yönelik önemli bir üniversite kesimi olduğunu düşünürsek, aynı gelişmeleri küçük bir devlet desteğiyle biz de Türkiye için rahatlıkla sağlayabiliriz.

Son zamanlarda bir atılımınız, bir girişiminiz oldu mu? Bu konuyla ilgili detaylı bilgi verebilir misiniz?

2008 yılının başında 3 önemli iş konusunu hizmet portföyümüze kattık. Bunlardan birincisi, bilgi teknolojisi güvenliği alanında IBM’in satın aldığı ISS ürünlerinin çözüm ortaklığı oldu. Diğer gelişme de Microsoft’un ERP çözümlerinden biri olan Microsoft Dynamics Axapta uygulamalarının da çözüm ortağı olmamızdı. Üçüncü yeni iş konumuz ise IP telefon çözümleri oldu. Bu konuda da dünyanın en bilinen markalarından biri olan Cisco ile çalışıyoruz.

İleriye yönelik hedefleriniz nelerdir?

2008 yılını yüzde 30’luk bir büyümeyle 13 milyon USD bir gelirle kapamak istiyoruz. 2009’da ise gelir hedefimiz 18 milyon USD. Bu büyümeyi çalışan sayımızda da bir artışla desteklemek ve 2009 sonunda 100 kişilik bir ekiple hizmet vermek istiyoruz. Pazara sunduğumuz bütün iş konularında çok iddialı olmaya devam edeceğiz. Ama özellikle İki temel konuda daha agresif büyümeyi hedefliyoruz; bunlar yazılım ve teknik hizmetler alanları olacak.

“Hindistan, İsrail gibi ülkelerde devletten büyük destekler alarak önemli gelişme gösteren bilgi işlem sektörleri görüyoruz. Bu ülkelerde bizim sektörümüz önemli miktarlarda ihracat geliri sağlıyor. Ülkemizde de bilişim sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücünü oluşturmaya yönelik önemli bir üniversite kesimi olduğunu düşünürsek, aynı gelişmeleri küçük bir devlet desteğiyle biz de Türkiye için rahatlıkla sağlayabiliriz.”

 

​​
15
  
BT Haber10/23/2008

            

AĞ GÜVENLİK ÇÖZÜMLERİ ÇEŞİTLENİYOR

Ağ ortamında artan ve çeşitlenen tehditler güvenlik çözümlerinin de gelişmesine neden oluyor. Bu bağlamda güvenlik teknolojileri ne yönde gelişiyor? Yeni eğilimler neler? Bilgi Birikim Sistemleri Teknik Destek Müdür'ü Süleyman Mert Sorularımızı yanıtladı.

Her geçen gün, gelişen güvenlik tehditlerine karşı çeşitli toplam güvenlik önlemleri alınması gereklidir. Kurumsal network’lerin tek bir noktadan yönetilmesi ve raporlanabilmesi, gelişen güvenlik tehditleri karşısında daha da gerekli bir noktaya gelmektedir. Bu anlamda çeşitli güvenlik ihtiyaçları ortaya çıkmaktadır. Kurumların yerel networkleri ele alındığında: Yerel ağ üzerinden geçen datanın tehditlere açık olup olmadığı, gelecekte güvenlik açıklarına maruz kalıp kalmayacagı ile ilgili birçok soru işaretleri belirmektedir. Bu doğrultuda sistemlerin daha stabil çalışabilmesi network’te dolaşan datanın güvenli olabilmesi için ortaya sensor (koklayıcı) dediğimiz sistemler çıkmaktadır. Sensorler geçmişten tanıdığımız IDP-IPS (Intrusion Detection System, Intrusion Provention Systems) sistemleridir.

Bu sistemler networklerde giriş çıkış noktalarından geçen normal olmayan trafiği ve saldırı paketlerini tespit ve önleme sistemleridir. Günümüzdeki network’lerin giriş çıkış noktaları kontrol edilebilinir sayıda olmaktan çıkıp, çok daha fazlalaşmaktadır. Bunlar taşınabilir bilgisayarlar, taşınabilir hafıza ve bellek birimleridir. Bundan dolayı yeni sistemler tüm network’deki data trafiğini izlemek gerektiğini ortaya koymuştur. Bu iş için lokal network trafiğini izleyen cihazlar çıkmaya başlamıştır. Bu cihazlarlara ADS demekteyiz. Yerel trafiği izleyerek anormal bir durum tespit ettiğinde ağ yöneticisini uyararak önlemler alınmasını sağlama, daha önceden belirlenen kurallar varsa, bu kurallar doğrultusunda da, gerektiğinde bu trafiğe müdehale etmektedir. Diğer taraftan NAC (Network Access Control) dediğimiz sistemler, yerel network güvenliğini stabil hale getirmektedir. NAC yerel network’te kimliği belirsiz kullanıcıların Sisteminize erişmesini engeller, 802.1x Switch desteği sayesinde RADIUS server’lar ile authentication yapılır. Kullanıcı yerel ağa girmeden authentication (Kimlik Doğrulama) işlemine tabi tutulur, authentication başarısız olursa, networke erişilemez.

Network’e erişme yetkisi alan makinalardaysa, antivirus, işletim sistemi update’leri gibi makinanın güvenliğini sağlayacak uygulamaların çalışıp güncel olup olmadıklarını kontrol ederler. Bu sayede maksimum düzeyde güvenlik sağlanmış olur. Yerel Ağ data güvenliğinde ise; DLP (Data Loss Prevention) çözümleri ortaya çıkmaktadır. Yerel network’ten dışarıya her türlü data sızdırmalarına karşı engelleme yapmaktadır. Kurumsal network’lerin ciddi bir şekilde ihtiyac duydukları temel uygulamalardan olmaktadır.

Tüm bilişim alt alanlarında olduğu gibi güvenlik konusunda da standardizasyon öne çıkan başlıklar arasında. Sizce standartlar neden bu kadar önemli hale geldi? Son dönemde standardizasyon konusunda ne tür çalışmalar yapılıyor?

Standartizasyon, tek tek firmalardan bağımsız olarak, firmalar üstü, tarafsız, bu konularda otorite haline gelmiş kuruluşların, yine üretici firmaların çıkartmış oldukları ve diğer firma ve kuruluşlar tarafından da kabul gören sistemlerinin o konuda belirlenen doğru olarak ortaya çıkması anlamına gelmektedir. Bu şekilde, son kullanıcıların ortak bir doğru etrafında toplanması anlamına gelmektedir. Bunu bir ölçüde, sertifikalandırmak olarak gösterebiliriz. Standartizasyon olan ürün ve teknolojilerin, o konuda çalışan diğer firmaların ürünleri ile herhangi bir güvenlik açığı yaratmadan çalışabileceğini belirlenen standartlara uygun ürünler olduğunu anlayabiliriz. Bu standartlar hukuksal olarak da karşımıza çıkmaktadır. Geç de olsa bilişim suçları bir kanun sayılmaktadır. Bu kanunların getirdiği zorunluluklar da bulunmaktadır. Örneğin 5651 sayılı kanunun 4. maddesindeki “İç IP dağıtım loglarını elektronik ortamda kendi sistemlerine kaydetmek” gibi hukuksal bir takım kanunların zorunlulukları sonrasında sistemlerin loglarının düzgün olarak kaydedilmesi ve en az 6 ay kadar saklanabilmesi gereklidir. Bu sayede kurumlar kendi hukuksal güvenliklerini de sağlamış olacaklardır.

Günümüzde bireysel ve kurumsal kullanıcılar ne tür iç ve dış tehditlerle karşı karşıya?

Gelişen internet ortamı ve çoğalan kullanıcı trafiği bir takım riskleri de beraberinde getirmiştir. Akabinde bu süreç Internet dünyasına avantaj ve dezavantajlar sağlamıştır. Çeşitli avantajlarından biri; herkesin bildiği gibi hızlı bilgi alma özgürlüğüdür. Bu gibi avantajları, dezavantajlara iten meraklı hackerlar, antivirusler, trojenler, exploitler, zararlı scriptler gibi birçok tehditler savunmasız kullanıcıları beklemektedir. Bu tehditlerden en çok exploit kurumlara ve kullanıcılara zarar vermektedir. Antivirussüz ve updatesiz işletim sistemi ve firewall’dan (Firewall:Uygulama bazında işlem yapmayan Layer 7”) muaf bir sistem ciddi anlamda exploit ataklarına maruz kalacaktır.

Kurum ve işletmelerin iç ve dış tehditlere karşı güvenlik yaklaşımları nasıl olmalı? Bu yaklaşımda kimlere ne tür görevler düşüyor?

Kurumların kullanmış oldukları verinin değeri kurumların sistemlerini geliştirmesi açısından fikir sağlayıcı olmalıdır. Bu doğrultuda iç ve dış networkler’inde yapılarına entegre etmelidir. Örneğin; yerel networkler’inden bir uygulamayı internete açılacaksa, kullanacakları firewall ve IPS (Intrusion Prevention System) burada çok önemlidir. Uygulama bazında bir firewall düşünülmelidir. Bu gibi ciddi çalışmaların danışman şirketler ile yürütülmesi gereklidir.

Toplam güvenlik yaklaşımında e-imzanın yeri nedir?

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nda yer alan elektronik imza; başka bir elektronik veriye eklenen veya elektronik veriyle mantıksal bağlantısı bulunan, kimlik doğrulama amacıyla kullanılan elektronik veriyi tanımlar. Elektronik imza; bir bilginin üçüncü tarafların erişimine kapalı bir ortamda, bütünlüğü bozulmadan, (bilgiyi ileten tarafın oluşturduğu orijinal haliyle) tarafların kimlikleri doğrulanarak iletildiğini elektronik veya benzeri araçlarla garanti eden 0 ve 1 lerden oluşan mantıksal şifrelemelerden oluşmaktadır. Elektronik imza kullanımı ciddi anlamda zaman kazandırmaktadır.

 

17
  
IT Network4/4/2014

ıt logo.png 


2013 yılını büyüme ile kapattık...

2013 yılını BBS adına değerlendirir misiniz?​​

Türkiye’de bilgi teknolojileri sektörünün ağırlıklı iş yaptığı pazar yurtiçidir. Bilgi teknolojileri sektörümüz ne yazık ki ihracat yapma yeteneği henüz çok kısıtlı olan bir sektördür. İç talep bilgi teknolojileri sektörünün hacmini belirleyen en önemli faktördür. Bu nedenle 2012 yılından beri, cari açığı azaltmaya dönük uygulanan tedbirlerin ana amacının iç talebi bastırmak olması bilgi teknolojileri sektörünü olumsuz yönde etkilemektedir. Aynı şekilde döviz kurlarının istikrarsız olduğu dönemlerde de bilgi teknolojileri sektörü bu durumdan olumsuz etkilenir. Bu iki parametre nedeniyle 2013 yılı bilgi teknolojileri sektörü açısından zor bir yıl olmuştur. Sektörün iş hacminin önemli bir kısmını daha önceki yıllarda olduğu gibi perakende satışlar oluşturmuştur. Kamu alanında yapılan alımlar da sektörün iş hacminde yüksek bir yer tutmaktadır. Kurumsal pazardaki satınalmalar ise beklentilerin altında kaldı. Özellikle yılın son 3 ayında önemli bir iş hacminin gerçekleşmesine yönelik beklenti, kurlardaki aşırı hareketlilik nedeniyle tam olarak karşılığını bulamadı. Sektörün iş yaptığı konulara baktığımızda ise, gene önemli bir hacmin sunucu-yedekleme ve sanallaştırma alanında oluştuğunu görüyoruz. Uç kullanıcı tarafında ise masaüstü bilgisayarların satışlardaki ağırlığının azalması eğilimi 2013 yılında da devam etti. Notebook satışlarının yanında tablet bilgisayar talebi de artış gösterdi. Yazılım alanında ise, hem kamu, hem de özel sektörde kurumsallaşma süreçlerini destekleyen ve özellikle işteki verimliliğin artışına hizmet eden çözümlerin daha çok talep oluşturduğu bir yıl geçirdik. Sektörde iş hacmi artan bir diğer önemli konu da bilgi güvenliği alanındaki çalışmalardı. Günümüz iş dünyasında artık önemi yadsınamayacak ve tedbir alınması gereken bir alan olarak belirgenleşen bilgi güvenliği konusu, sadece ürün satınalmasının geliştiği bir konu olmaktan çıkarak, kurumların danışmanlık ihtiyaçlarının da arttığı bir konu haline geldi. BBS sistemleri olarak ise 2013 bütün zorluklarına rağmen büyüme sağladığımız bir yıl oldu. 20 milyon USD tutarında bir büyüklüğe ulaşan iş hacmimiz %19 büyüdü. Sektörün genel eğilimine uygun olarak bizim de sunucu-yedekleme ve sanallaştırma alanındaki satışlarımız toplam işimizin yaklaşık dörtte birini oluşturdu. Yazılım alanındaki çalışmalarımız hızlı büyüme eğilimini sürdürdü. Özellikle Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) alanında önemli projeler yapma imkanı bulduk. Sosyal medyanın iş yaşamında daha çok yeralmasıyla birlikte CRM projelerinde sosyal CRM kavramı oluştu ve bizim 3 yıldır geliştirmekte olduğumuz FollowX ürünümüz bu alandaki projeleri üstlenmemizde en büyük avantajımız haline geldi. Bilgi güvenliği alanı da özellikle ISO27001 danışmanlığı ile birlikte hızlı olan bir diğer konumuzdu. Bu alanda çok sayıda bilgisayar kullanıcısı olan kurumlarda önemli bir ihtiyaç olan kimlik ve erişim yönetimi projeleriyle farklı bir pozisyona da sahip olduk. Kurumsallaşma düzeyimizi yükselten önemli bir adımımız da bilgi güvenliği yönetim sistemimizi geliştirerek ISO27001 BGYS sertifikasyonunu almaya hak kazanmamız oldu.
​​​​​​​​​​​​​​​
18
  
BThaber12/15/2014

BTHBR.png

BAShbr01.pngBThaber'in 1000. sayısı için iş dünyasının önde gelen yöneticileri son 20 yılda gerçekleşen teknoloji atılımlarını değerlendirdiler. 

Bilgi Birikim Sistemleri Genel Müdürü Bekir Alp Sayın, BThaberi'in 1000 sayısı için verdiği röportajında 20 yılda gerçekleşen teknoloji atılımlarını değerlendirdi.

TEKNOLOJİ DÜNYASINDA İNANILMAZ BİR DEĞİŞİM YAŞANDI

Son 20 yılda teknoloji dünyasında neler olduğunu tek bir cümle ile açıklamak istesek, herhalde bu cümle “inanılmaz bir değişim”olurdu. Aynı zamanda teknolojinin yaşamdaki gelişim ve değişimin temel hızlandırıcı unsuru olduğunu görüyoruz. Çocukluk dönemimizde günlük yaşamımızda önemli değişimler 20 senede bir olurken, 80’li yıllarla beraber büyük değişimlerin periyodu 10 yıla, 2000’li yıllarla birlikte ise neredeyse 2-3 yıla düştü. Sanıyorum 2020’li yıllarla birlikte artık bu hız takip edemeyeceğimiz bir boyuta ulaşacak. Tabii bu durum teknoloji dünyasının en önemli alanı olan bilgi teknolojileri sektörünü ve bu sektörde çalışan BT şirketlerini de çok yakından ilgilendiriyor. Bu hızın getirdiği değişim dinamiğini kavrayamayan sektör firmaları yaşamlarını sürdürme şansına sahip değiller.

Bu süreçte BThaber’in çok önemli bir marka olduğunu görüyorum. BT yayıncılığında BThaber’in bir oyun kurucu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bahsettiğim değişim dinamiğini kavrayan, hem yayın içeriğiyle hem de yayın faaliyetinin paralelinde düzenlediği etkinliklerle sektöre vizyon katma anlamında yön verici bir güçolduğunu düşünüyorum. Türkiye BT sektörüne yatırım yapmak amacıyla ülkemizi araştıran önemli uluslararası firmaların da BThaber’i takip etmeye çalıştıklarını biliyorum. Bütün bu rollerinin yanında, BT sektöründeki firmalarla hem özel sektör, hem de kamu sektöründeki kurum ve kuruluşları biraraya getirmeyi hedefleyen diğer etkinliklerinin de çok önemli ve yararlı çalışmalar olduğunu düşünüyorum.​


SiteAssets/RoportajResimler/BBShbr01.png
19
  
Kariyer Dergisi3/2/2015

KariyerLOGO.png
BBS istihdamda temkinli ilerliyor 

BİLGİ BİRİKİM SİSTEMLERİ GENEL MÜDÜRÜ BEKİR ALP SAYIN, İK ALANINDA AŞIRI RİSK ALMADAN, SIKINTILI DURUMLARI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURARAK ÖNÜMÜZDEKİ BEŞ YIL İÇİNDE MEVCUT SAYIYI 200 KİŞİYE ÇIKARMAYI HEDEFLEDİKLERİNİ BELİRTİYOR.

BAlpSayin.png

1992 yılında üniversite döneminde birbirini tanıyan 5 kurucu ortak tarafından kurulan Bilgi Birikim Sistemleri, başlangıçta kurucu ortaklarının elektronik mühendisi olması nedeniyle yalnız bilgi teknolojisi değil aynı zamanda elektronik otomasyon alanında da çalışmayı hedefliyordu. Bugün gelinen noktada BBS’nin, bir sistem entegratörü olarak hizmet verdiği kurumlara bilgi teknolojisi alanında ihtiyaç duydukları çözümleri uçtan uca sağladığını belirten Bilgi Birikim Sistemleri Genel Müdürü Bekir Alp Sayın, Bu anlamda bilgi teknolojileri alanında üç önemli konu olan donanım, yazılım ve hizmetler konularının tamamında iş yapıyoruz. Sunucu, depolama ve sanallaştırma çözümleri; network ve bilgi güvenliği projeleri; yazılım alanında doküman yönetimi, iş akışı uygulamaları, CRM projeleri ve bakım-destek anlaşmaları temel çalışma alanlarımızı oluşturuyor” diyor. Sayın BBS’deki süreçleri ve hedefleri anlatıyor.

Yetenek takibi verimli sonuçlar üretiyor
BBS’nin
şu an 120 kişilik bir kadroya sahip olduğunu aktaran Sayın, İK ekibinin ise iki kişiden oluştuğunu belirtiyor. İşe alım süreci ile başlayan İK çalışmalarının, oryantasyon, gelişimin takibi ve yetenek yönetimi süreçlerini içerdiğini ekliyor. İşe alım sürecimiz, işe alıma ihtiyaç duyan ilgili iş birimimizin yönetimi tarafından oluşturulan görev tanımı ve gerekliliklere göre oluşturulan ilan metninin yayınlanmasıyla başlıyor. Yapılan başvuruları tek tek inceliyoruz. Bu başvurular arasında görüşmeye davet edilmesi uygun olanları belirleyip ilgili birim yöneticisine bildiriyoruz. Birim yöneticisinin görüşmeye davet edilmesini istediği adayları çağırıp detaylı görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Birlikte çalışmak istediğimiz adaylara teklifimizi yaparak süreci sonlandırıyoruz” diyen Sayın, tüm bu süreçleri kendi kaynaklarıyla gerçekleştirdiklerine değiniyor. İşe alımdan sonra oryantasyon çalışmaları yaptıklarını söyleyen Sayın, bu süreçteki ilk çalışmanın çalışanlara şirketin yapısını, kurallarını ve çalışma arkadaşlarını tanıtmak olduğunu iletiyor. Sonrasında işe alınan bölümde iş tanımı üzerinden oryantasyon sürecinin yaşandığını ve bölüm içindeki oryantasyon çalışmalarının kişinin yapacağı iş üzerinden gerçekleştiğini anlatıyor. Sayın, “Bu süreç de tamamlandıktan sonra kişi artık şirketin gerçek bir çalışanı oluyor. Gelişim sürecini bölüm müdürleri ve diğer yöneticileri takip ediyor. Oldukça yoğun iç eğitimler düzenliyoruz. Bu eğitimler kendi iş tanımının gerektirdiği eğitimler olduğu gibi, şirketin sahip olduğu sertifikasyon ya da iş ortaklıklarının gerektirdiği genel eğitimler de oluyor” diyor ve bu süreçte çalışanların yeteneklerinin gelişimini de takip ettiklerini vurguluyor. Yetenek takibinin ilginç ve verimli sonuçlar üretebildiğini ifade eden Sayın, çalışanın işe alındığı bölümden daha başarılı olabileceği başka bir bölüme geçişi için şirket içinde teklif alabildiğini ve karşılıklı olarak uygunluk görülürse bu yatay geçişlerin söz konusu olduğunu belirtiyor.

Çalışan gelişimine önem veriliyor
Şirket bünyesinde son iki yıldır üzerine en çok eğildikleri konunun çalışanlara İngilizce dil eğitimi düzenlemek olduğunu bildiren Sayın, geçen iki yıl içinde şirket üst yönetiminden tüm bölümlere kadar şirket nüfusunun neredeyse yüzde 40’ına çeşitli düzey ve içeriklerde İngilizce dersleri sağladıklarını ve bu çalışmalara devam edeceklerini söylüyor. Bir diğer nokta olarak da işe alım ve işten ayrılma süreçlerini oldukça iyileştirdiklerini vurgulayan Sayın, iş ortağı oldukları teknoloji firmalarının düzenlediği satış ve teknik eğitimlere çalışanların katılımı konusuna özellikle dikkat ettiklerinin altını çiziyor.

BBS, ülkemizde bir sistem entegratörü
Bilgi teknolojileri sektörünün Türkiye için genç bir sektör
olduğunu ifade eden Sayın, oluşturduğu mali büyüklüğün de bu anlamda henüz istenen noktanın çok gerisinde bulunduğunu aktarıyor. Sayın, “Dünyada bilgi teknolojileri sektörünün büyük üreticileri arasında maalesef Türkiye kökenli bir şirket söz konusu değil. Bu nedenle ülkemiz bilgi teknolojileri sektörü de ithalata dayalı bir sektör. Uluslararası büyük teknoloji üreticisi firmaların hepsi ülkemizde de yatırım sahibi. Bu üretici firmaların ürün ve çözümlerini bilgi teknolojisi kullanmak isteyen firmalara sağlayan iş ortakları kanalları var. Diğer taraftan özellikle yazılım alanında çözüm üreten önemli sayıda yerli yazılım üreticisi firmamız da var. BBS, hem bu büyük uluslararası teknoloji üreticisi firmaların iş ortağı olarak hem de belirlediği yazılım alanlarında müşterilerinin ihtiyaçlarını esas alarak bir yazılım üreticisi olarak iş yapıyor. Aynı zamanda yetkin teknik kadrosuyla da bakım ve destek hizmetleri veriyor. Bu bütünlükte iş yapabilen şirketler de sektörde sistem entegratörü olarak isimlendiriliyor” diyor. Sayın, BBS’yi ülkemizdeki bilgi teknolojileri sektörünün işini iyi yapan bir sistem entegratörü olarak tanımlıyor.

* BBS, hem büyük uluslararası teknoloji üreticisi firmaların iş ortağı hem de belirlediği yazılım alanlarında müşterilerinin ihtiyaçlarını esas alarak bir yazılım üreticisi olarak iş yapıyor.

EN DİKKAT ETTİĞİMİZ NOKTA ŞİRKET ORTAMIMIZIN HUZURU. KARŞILIKLI SEVGİ VE SAYGIYA DAYALI HUZURLU, RAHAT BİR ORTAMIMIZ VAR. AYNI ZAMANDA KONFORLU BİR OFİS ORTAMINA SAHİBİZ. BÖLÜM MÜDÜRLERİMİZ, KURUMSAL İLETİŞİM UZMANIMIZ, İK EKİBİMİZ ÇALIŞANLARIMIZLA BİREBİR İLETİŞİM HALİNDELER.

Şirket ortamının huzuru büyük önem taşıyor
Çalışan bağlılığının önemine değinen Sayın, bağlı çalışanların daha iyi performans gösterdiğini ve iş sonuçlarına pozitif katkı sağladığını belirtiyor. Bu yönüyle BBS’de çalışan bağlılığının ve uzun süreli çalışmanın ortalamaların bir hayli üstünde olduğunu rahatlıkla söyleyen Sayın,Bu tüm şirket olarak birlikte yarattığımız aile ortamından ileri geliyor. Şirketin beş kurucusu 23 yıldır en başından itibaren aynı uyumda birlikte çalışıyorlar. Aynı şekilde beş yıl ve üzeri sürede şirket çalışanı sayımız toplam sayımızın yarısını geçiyor. Burada en dikkat ettiğimiz nokta şirket ortamımızın huzuru. Karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı huzurlu ve rahat bir ortamımız var. Aynı zamanda konforlu bir ofis ortamına sahibiz. Bölüm müdürlerimiz, kurumsal iletişim uzmanımız, İK ekibimiz çalışanlarımızla birebir iletişim halindeler. Bu iletişim hem birebir görüşmelerde, hem de periyodik düzenlenen bölüm toplantılarında çalışan memnuniyetini sürekli izliyor. Başarılarımızı duyuruyor ve birlikte paylaşıyoruz. Üzüntülerimize birlikte üzülüyoruz. Belli dönemlerde ayın yorgunluğunu atmak için ofisimizde happy hour partileri düzenliyoruz” diyor.

FollowX’in en güçlü çözüm ürünü olması hedefleniyor
Sayın, Bilgi Birikim Sistemleri’nin 20 yılı aşan tecrübesiyle sektöründe sağlam bir konuma sahip olduğunu bildirirken, öncelikli hedeflerinin bu konumu korumak olduğunu ekliyor. “Diğer taraftan, ülkemiz içinde bulunduğu coğrafyada merkezi bir noktada bulunuyor. Bu durum ülkemiz şirketlerine sektörlerinden bağımsız olarak çevre ülkelerde de iş yapabilme imkanı sunuyor. Biz de yeteneklerimiz doğrultusunda çevre ülkelerde proje yapabilir bir noktaya gelmeyi hedefliyoruz” diye sözlerine devam ediyor. Yazılım alanında ürettikleri önemli çözümler oluştuğunu, bunlardan bir tanesinin sosyal medya yönetim aracı diye tanımlanan FollowX ürünü olduğunu dile getiriyor. Sayın, “Bu ürünümüzün geliştirilmesi sürecinde TÜBİTAK’ın sağladığı 

Ar-Ge desteğini de aldık. Bu ürünümüzü pazarın en güçlü çözümü yapmayı hedefliyoruz. Ve tabii yazılım alanında yeni ürünleri de geliştirmek istiyoruz. İK alanında ise, elbette aşırı risk almadan, ülkemizin ve dünyanın önümüze koyduğu sıkıntılı durumları göz önünde bulundurarak önümüzdeki beş yıl içinde mevcut sayımızı 200 kişiye çıkartmayı hedefliyoruz” diyor. 

SiteAssets/RoportajResimler/bbs-mercek1-2.png